Ağustos Ayı: Neler Okudum? Neler İzledim? | Eylül Okuma Listem

Herkese yeniden merhaba! Bu yazıda sizlerle Ağustos ayında okuduğum kitaplardan bahsedeceğim. Şunu söylemeliyim ki Ağustos okuma listemin neredeyse tamamına uydum, kitaplar aynı olmasa da sayı planladığım gibi oldu. Bu yüzden okuma anlamında verimli bir ay geçirdim.
İlk olarak Temmuz ayında yarım kalan Kemikler Şehri'ni bitirdim. Sevdiğim bir seri başlangıcı oldu. Ölümcül Oyuncaklar serisi zaten uzun zamandır okumak istediğim bir seriydi ve Kemikler Şehri de iki yıldır kitaplığımda okunmak üzere bekliyordu. Detaylı yorumunu blogda paylaştım. Tıklayarak okuyabilirsiniz.
Kemikler Şehri'nden sonra Olağanüstü Bir Gece'ye başladım. Güzel bir Zweig kitabıydı ama yine de beni ilk sayfasından son sayfasına kadar etkilemedi. Yalnızca son dört beş sayfası mükemmeldi ve sürekli okumak isteyeceğim tarzdaydı. Ama yine de okuduğum diğer Zweig kitaplarıyla karşılaştırdığımda kötü değildi. Bilinmeyen Bir Kadın'ın mektubu kadar etkileyemedi beni ne yazık ki. Kitaptaki adamın kendini keşfetmesini merakla okudum ama işte aradığım o tadı alamadım. Kötü değildi, Zweig okumayı seviyorsanız zaten kesin okumuşsunuzdur. Okumadıysanız da tavsiye ederim.
Olağanüstü Bir Gece'den sonra hiç vakit kaybetmeden Satranç'a başladım. Zweig'in en çok merak ettiğim ve en popüler olan kitabıydı. Ama Satranç'ı okumadan önce tam olarak anlayabilmek için birkaç tane Zweig okumam gerektiğini düşünmüştüm. Satranç'a kadar olan Zweig sürecim planladığım gibi ilerledi. Ve sonunda Satranç'ı okumaya başladım. Açıkçası bu kitapla ilgili en büyük korkum beğenip beğenmemek değildi. Çok abartılmış, overrated bir kitap olarak görmekten korkuyordum. Daha ilk sayfasından hiç de öyle olmadığını anladım.
Satranç bana göre tam bir başyapıt. Zweig'in bütün kitaplarını okumadım ama bundan daha çok beni etkileyecek bir kitabı olduğunu sanmıyorum nedense. Net bir şekilde söyleyebilirim ki -serileri bağımsız tutarak- okuduğum en iyi kitaptı. Bu kadar etkilenerek bir kitap okumayalı uzun zaman olmuştu. Dr. B. artık 'en sevdiğin karakter kim?' sorusu için olası cevaplar arasında.
Bir kez okunup 'tamam, anladım' denecek bir kitap değildi bence. Hayatımın farklı dönemlerinde okuyup farklı anlamlar çıkartabileceğimi düşündüğüm bir kitap. Mükemmeldi yani daha fazla ne diyebilirim bilmiyorum. Eğer hala okumadıysanız bence hemen okumalısınız!
Satranç'la zaten mükemmel bir gün geçirmişken sonrasında Dikenler ve Güller Sarayı'na başladım.Çok çok çok güzeldi. Birkaç gün içinde bitirip hemen ikinci kitap olan Sis ve Öfke Sarayı'na başladım. O yüz kat daha güzeldi. En sevdiğim serilerden birisi oldu. Üçüncü kitabı büyük bir heyecanla bekliyorum. Umarım en kısa zamanda yayımlanır çünkü kitaplığımda bu seriyi her gördüğümde çıldırıyorum. Eğer bu iki kitapla ilgili detaylı yorumumu okumak isterseniz tıklamanız yeterli.
Sis ve Öfke Sarayı'ndan sonra okuyacağım hiçbir şeyin beni etkilemeyeceğini farkında olarak Küller Şehri'ne başladım ama birkaç gün geçmesine rağmen kitapta ilerleyemiyordum. İşte tam da o sırada Cadıların Keşfi'nin dizisi için başrol oyuncular açıklandı.
Dizide ana karakter Diana Bishop'u Teresa Palmer canlandıracak ki bu haberle kafayı yedim. Çünkü seriyi okurken kendi castımı oluştururken Diana için Teresa'yı da düşünmüştüm. Bu habere gerçekten çok sevindim çünkü Diana benim en sevdiğim kadın karakterlerden birisi ve kitaptaki gibi bir görünümle diziye aktarılacağı için çok mutluyum.
Matthew de Clermont'u ise Matthew Goode canlandıracakmış. Açıkçası Matthew'un oyuncu seçimi beni biraz üzdü. Matthew'u her zaman Henry Cavill'i hayal ederek okumuştum ve bence onun için en uygun oyuncu da oydu. Ama gerçekleşmek için çok güzel bir hayaldi.
İşte bu oyuncu haberlerini alınca, 'benim bu heyecanımı bir şekilde atmam gerek' diye düşündüm ve bunun için en iyi yolun seriyi baştan okumak olacağına karar verdim. Hemen o akşam Cadıların Keşfi'ne başladım. İlk okumama göre daha keyifli bir okumaydı. İlk seferde anlayamadığım tarihi göndermeleri bu sefer daha iyi anlayabildim. Zaten Cadıların Keşfi'ni çok sevdiğimi blogda yüz kez söylemişimdir. Gerçekten muhteşem kitaplar. Deborah Harkness'ın müthiş bir emekle yazdığı kitaplar. Eğer detaylı yorumumu merak ediyorsanız tıklayabilirsiniz.
Cadıların Keşfi iki günde falan bitince vakit kaybetmeden Gecenin Gölgesi'ni okumaya başladım. Gecenin Gölgesi kitaplığımın en zor okunan kitabı. Gerçekten güzel bir kitap ama çok fazla gereksiz ayrıntı içerdiğini düşünüyorum. Tarihi olaylar ve karakterler yoğunlukta bu da belli bir ağırlık katıyor hem kurguya hem anlatıma. Asla kötü bir kitap değil ama çok fazla boş vaktinizin olduğu zaman ve bence arada bazı şeyleri Google'dan araştırarak rahat bir şekilde okunabilir. Yine de genel kurguya çok fazla şey katan bir kitap. Yine detaylı yorumum için buraya tıklayabilirsiniz.
Ağustos ayında toplam 7 kitap okudum. Bir önceki aya göre gerçekten güzel bir rakam. Bu ay yine Game of Thrones izlemeye devam ettim ama 7. sezona yetişemedim. Beşinci sezon yeni bitti. Hızlı dizi izleyebilen birisi değilim, evet. Ama bu ayın sonunda çok güzel bir dizi başladı. Sizlerle onu paylaşmak istiyorum. Belki bilenler vardır J.K. Rowling'in Robert Galbraith adıyla yayımlanan Guguk Kuşu isimli bir polisiye romanı var. İşte bahsettiğim çok güzel dizi, Guguk Kuşu kitabının dizisi. Strike ismiyle BBC'de yayınlanıyor. Şu anda iki bölümü yayınlandı. Ben yalnızca ilk bölümünü izledim ve çok sevdim. Şöyle söyleyeyim polisiye hiç sevmem. Beni biraz sıkar açıkçası. Ama Strike'ı sıkılmadan izledim.
Eylül okuma listeme geçmeden önce bahsetmek istediğim bir şey daha var. Yılmaz Erdoğan'ın Bana Bir Şeyhler Oluyor oyunu. Oyun annemle izleyecek bir şeyler ararken youtube'da karşımıza çıktı. Annem 'aa bu çok güzeldi, sen çok seversin' deyince hadi izleyelim dedik. Gerçekten bayıldım. Çok zekice esprileri vardı. İzlerken çok keyif aldım. 2003 yapımı ama hiç öyle değilmiş gibi. Olaylar ve espriler gerçekten zamansızdı diyebilirim.
Gelelim Eylül okuma listeme. Eylül ayında benim için 'YGS-LYS' süreci yeniden başlayacak. Bu yüzden fazla kitap okuyamayacağım. Ama yine de geçen sene yaptığım hatayı tekrarlamayıp sınav sürecimde kitap okumaya devam edeceğim.
Hangi sırayla okurum hiç emin değilim yalnızca uzun zamandır kitaplığımda olan ya da benim çok merak ettiğim kitapları dahil ettim ki reading slump'a girmeyeyim.
İlk olarak Hayat Kitabı'nı okuyacağım. Serinin diğer kitaplarında olduğu gibi olan olayların  çoğunu hatırlamıyorum. Bu yüzden keyifli bir okuma olacak. Gecenin Gölgesi'nin ağır anlatımından kurtulup biraz daha hafif bir şekilde bu kurguyu okumak güzel olacak.
Ay başında yaptığım kitap alışverişinde aldığım Muhteşem Gatsby'i de bu ay okuyacaklarım arasına ekledim. Uzun zamandır hem kitabını hem filmini çok merak ediyordum. Çok fazla yorum okumadım hakkında. O yüzden çok ağır gelmemesini umuyorum.
Bu ayın en çok merak ettiğim kitabına geldi sıra: Murathan Mungan'ın Yaz Geçer kitabı. Uzun zamandır Murathan Mungan okumak istiyordum. Aslında okumak istediğim ilk kitabı Timsah Sokak Şiirleri'ydi ama geçenlerde gittiğim D&R'da kalmamıştı, elim boş çıkmak istemediğim için de yorumlarda sıkça sözü geçen Yaz Geçer'i almıştım. İlk kez şiir kitabı okuyacağım. Umarım severim
ve Murathan Mungan okumaya devam ederim.
Bu ay son olarak da Dorian Gray'in Portresi kitabını okumayı hedefliyorum. Aynı şekilde Dorian Gray'in Portresi de uzun zamandır merak ettiğim bir kitaptı.
Son olarak da Eylül ayında üç tane çizgi roman okuma planım var. En yakın arkadaşım bu ay üniversite için başka bir şehre gidecek ve o gitmeden ikimizde de bulunan bazı çizgi romanları okumayı planladık. Yandaki çizgi romanların üçünü de bu seneki İzmir Kitap Fuarı'ndan almıştım. Zaten şu ana kadar fuar dışında çizgi roman almadım. Güzel indirimler oluyor ve çok fazla çizgi roman okuma alışkanlığım yok. Umarım bu üçünü beğenirim.
Benim Ağustos ayında okuduklarım ve Eylül ayı okuma listem bu şekildeydi. Sizler neler okudunuz, neler okuyacaksınız? Ya da listelerimizde ortak kitaplar var mı? Yorum yazarsanız çok sevinirim. Ayrıca yazıyı sonuna kadar okuduysanız da çok teşekkürler! Başka bir yazıda görüşmek üzere!

Yorumlar

  1. Stefan Zweig en sevdiğim yazarlardandır. 10 kitabını okumuşum, her ay bir kitabını okumaya çalışıyorum. Neyse ki İş Bankası Yayınları yazarın yeni kitaplarını basıp duruyor.

    Yazılarını severek okuyorum ama paragraflar arasında bir satır boşluk bıraksan daha rahat okuyabilirim :-) Böyle tek parçaymış gibi görünüyor ve göz yoruyor.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar