Kayıtlar

klasik etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Northanger Manastırı / Jane Austen Kitap Yorumum #kom2020

Resim
Herkese yeniden merhaba! Jane Austen'ın yazmış olduğu ilk roman ve benim kendisinden okuduğum üçüncü romanı Northanger Manastırı hakkında konuşacağız bugün. Northanger Manastırı, Catherine Morland isimli ana karakterimizin, varlıklı komşuları Mr ve Mrs Allen ile Bath'a seyahati ile başlıyor. Catherine Bath'ta ileride yakın arkadaşı olacağı Isabella ve Tilney ailesi ile tanışıyor ve kitabın ikinci yarısında ise Tilney'ler ile birlikte Northanger Manastırı'nda kalmaya gidiyor. Konuyu bu şekilde özetleyebilirim. Northanger Manastırı, ana karakterimiz Catherine yüzünden çok da beğendiğim bir kitap olmadı. Sürekli gizemli bir olay arayan, her şeyi olduğundan farklı kurgulamaya eğilimli bir karakterdi. Catherine'in Tilney'lerle birlikte Northanger Manastırı'na gitmesiyle bunu daha çok gördük ve kitaptan kopmamın en önemli sebebi de zaten buydu. Manastırı okuduğu kitaplardaki gibi her kapı ardında bir gizemle hayal etmiş, her aile üyesiyle ilgili bir sır...

2020 Klasik Okuma Maratonu #kom2020

Resim
Herkese yeniden merhaba! Bugün  Okuyan Muggle'ın  düzenlediği klasik okuma maratonu için neler okumayı planladığımdan bahsedeceğim. Listeyi hazırlarken en kötü okuma hızımı düşünerek her aya bir klasik denk gelecek şekilde 12 kitap okumaya karar verdim. Ama yazın daha motive olduğum zamanları düşünürsem bu sayı 15 veya 18i bulabilir. Elbette öncelik kitaplığımda uzun zamandır okunmayı bekleyen klasik kitaplarımda olacak. Bunlar içinde en heyecanlı olduğum kitap daha doğrusu yazar Virginia Woolf. Kendisini uzun zamandır okumak istiyorum ama bir türlü başladığım kitabını okumaya devam edemiyorum. Bana en son denememe kadar ağır gelen bir yazar kendisi. Ama bu sene okumakta kararlıyım. Bu yüzden listeye sadece bir kitabını, herkesin başlangıç için uygun gördüğü, Mrs.Dalloway'i ekledim. Bunun dışında kendime yalnızca kitaplığımda bekleyen klasiklerin bazıları ile ilgili bir liste hazırladım. Okuyacağımdan emin olduklarımı dahil etmek istedim. Bu da 8 kitabımın belli olduğu...

Madam Bovary / Gustave Flaubert Kitap Yorumum

Resim
Herkese yeniden merhaba! Sonunda, bir ayrdır, bir nevi elimde sürünen Madam Bovary'i bitirdim. Benim için oldukça uzun, yorucu ama beni gayet etkileyen bir kitabı okuma deneyimi oldu. Uzun zamandır bir şeyler paylaşamıyor oluşumun sebebi de Madam Bovary'le yıldızlarımızın uyuşmasının epey zaman almasıydı. Kitabı çok sevmiştim ancak hızlı ilerleyemiyordum. Her gün, farklı zamanlarda birer bölüm okumak beni epey yoruyordu çünkü çok dolu bir kitaptı. Hem kitabın beni yorması hem de blogun bu kadar boş kalması reading slump süremi daha da uzattı diyebilirim. Ama bir aylık uzun bir sürecin sonunda Madam Bovary bitti! Madam Bovary, bize Emma ve Charles Bovary'nin hikayesini anlatıyor. Emma okuduğu kitapların büyüsüne kapılıp, tutku dolu bir aşkın hayaliyle büyümüş bir kadın. Charles bir doktor ve Emma onunla evliliğinde hayalini kurduğu her şeyi yaşayacağını düşünüyor. Ne yazık ki Charles'ın sıradan bir doktor ve gözü yüksekte olmayan bir adam olması sebebiyle evliliği...

Gurur ve Önyargı / Jane Austen Kitap Yorumum

Resim
Herkese yeniden merhaba! Bugün, belki de tüm dünyada severek okunan oldukça bilindik bir klasiğin yorumuyla sizlerleyim. Kitabımız Gurur ve Önyargı! Gurur ve Önyargı, bir aşk kitabıydı. Aslında tamamen aşk da diyemem. Duygularla ilgili bir kitaptı evet ama bundan ziyade dönemin şartlarına, farklı sınıflarda bulunan insanlara, sınıf farklılığına ve bunların evliliğe olan etkilerine de değiniyordu. Tabii asıl göze çarpan kısım Elizabeth Bennet ve Mr. Darcy'nin aşkıydı. Karakterleri sevdim diyemem. Elizabeth'i en başlarda sevmiş olsam da bir yerden sonra (Mr. Darcy'de etkilenmeye başladıktan sonra) sinir olmaya başladım. Mr. Darcy ise nötr olduğum bir karakterdi. Kendisinin diğer insanlara itici gelen özelliklerinin sebebini anlayabiliyordum bu yüzden de kendisinden çok nefret edememdim. Ama insanların Mr. Darcy'e ölüp bitmesine de pek anlam veremedim. En çok sevdiğim karakter Mr. Bennet oldu. Onun ailesine, özellikle karısına, karşı olan eleştirel bakış açısına bay...

Jane Eyre / Charlotte Bronte Kitap Yorumum

Resim
Herkese yeniden merhaba! Harika ötesi bir klasiğin yorumuyla karşınızdayım. Jane Eyre'i bitireli henüz yarım saat oldu. Birkaç gündür, son iki yüz sayfayı okumaya çalıştığımı ve bitirene kadar kafamda sürekli bu yazının taslağını hazırladığımı söylemekle başlamak istiyorum. Son iki yüz sayfayı gerçekten çok yavaş okudum çünkü pek bayılmadım. O yüzden de sürekli yazıda nelerden bahsetmem gerektiğini kurdum kafamda. Her neyse, buralara ilerleyen paragraflarda geleceğiz. Jane Eyre, anlayabileceğiniz üzere Jane Eyre isimli bir kadının yaşam öyküsünü anlatıyor bize. Anne babasını küçük yaşta kaybedip, onu çok da sevmeyen yengesi Mrs. Reed ve çocuklarıyla yaşamaya başlamasından başlayarak büyük bir serüven okuyoruz. Okul yıllarını, mürebbiye olarak çalıştığı günlerini, hayatının hiç beklemediği bir yöne savrulmasını, özlemini kurduğu her şeyi bulmasını... Kısacası Jane'in hayatının büyük bir kısmına tanıklık ediyoruz. Jane'in okuduğum en güçlü kadın karakterlerden biris...

Uğultulu Tepeler / Emily Bronte Kitap Yorumum

Resim
Herkese yeniden merhaba! Bugün, oldukça uzun bir zamandır okuma listemde olan bir kitabın yorumuyla sizlerle birlikteyim. Çoğunuz eminim ki Uğultulu Tepeleri okumuş, okumadıysa da ismini duymuştur. Benim de uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı. Ancak sıkılmaktan ve seveceğimi düşündüğüm bir kitaptan nefret etmek istemediğim için okumayı geciktirdim. Çünkü belirli kitapları, klasik okumaya daha doğrusu ağır kitaplar okumaya alıştıktan sonra gerçekten anlayarak okumak istiyordum. Şu ana kadar okuduğum her kitabın yorumu blogda mevcut yani Uğultulu Tepeler'e gelene kadar nasıl bir süreçten geçtiğimi biliyorsunuz. Okuduğum nokta olarak bence doğru bir zamandı. Daha önce de okuyabilirmişim çünkü çok ağır bir dili yoktu kitabın. Karakter sayısı kitabın tamamında oldukça sınırlıydı, bu yüzden kafa karışıklığı oluşturabilecek 'Aa o kimdi ya?' diye düşündürecek anlar olmadı. Bu büyük bir artıydı. Kalınlığı da tam da bu yüzden hiç sıkıntı yaşatmadı bana. Uğultulu Tepe...

Temmuz Ayı: Neler okudum, Neler izledim? | Ağustos Okuma Listem

Resim
Herkese yeniden merhaba! Bu yazıda sizlere temmuz ayında okuduklarımdan ve izlediklerimden bahsedeceğim. Bir de yazının sonunda kısa bir ağustos ayında okumayı planladığım kitapları bulacaksınız. Temmuz ayında ilk olarak Bir Kadının Yaşamından 24 Saat'i okudum. Okuduğum ikinci Stefan Zweig kitabıydı. Gerçekten çok beğendim. Ayrıntılı yorumu için tıklayabilirsiniz. Bir Kadının Yaşamından 24 Saat'i okuduktan sonra Harry Potter ve Sırlar Odası'nı okudum. Klasik olarak her sene okuduğum bir seri zaten Harry Potter. Bu sene hatta geciktim ve çok aksattım. Geçen sene bir buçuk haftada bütün serinin okuması bitmişti. Tahminlerime göre bu seneki okumamı tamamlayamayacağım çünkü okumak istediğim çok fazla kitap var ve Harry Potter'ı listeme sıkıştıramıyorum ne yazık ki. Sırlar Odası tabii ki çok güzeldi. En sevdiğim Harry Potter kitabı değil ama bence kurgu için çok çok önemli bir kitap. Bilmeden ilk hortkuluğu öğrenip, yok olmasını öğrendik sonuçta. Bunun dışında da Harry...

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu / Stefan Zweig Kitap Yorumum

Resim
Özgün Adı: Brief Einer Unbekannten Yazar: Stefan Zweig Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Goodreads Puanı: 4,24 Sayfa Sayısı: 62 *** "Sana, beni asla tanımamış olan sana!" Herkese yeniden merhaba! Upuzun bir aradan sonra yeniden blog yazabilmek, böyle muazzam bir kitabın yorumunu yazıyor olabilmek mutluluk verici. Bu süreçte blog boş kalmış olsa da içeriklere yorum atan, okuyan, blogu takibe alan herkese çok teşekkür ederim . Neden uzun bir süredir blog yazamadığım ile ilgili bir şeyler elbette paylaşacağım ama bu yazıda daha önemli bir konumuz var; Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu! Çok uzun süredir merak ettiğim bir kitaptı ama okuduğum çoğu kitaba olduğu gibi araya hep başka kitaplar girdi ve bu şaheser hep ertelendi. Bugün ise oldukça doğaçlama bir şekilde arkadaşlarımla D&R'a girdiğimizde kitap almak istediğimi, kitap almak zorunda olduğumu biliyordum. Çünkü blog yazamadığım dönemde kitap da okuyamadım. Stefan Zweig'in kitaplarının olduğu r...