20 Şubat 2015 Cuma

Bildirge / Gemma Malley Kitap Yorumum

Özgün Adı: The Declaration
Yazar: Gemma Malley
Yayınevi: Deli Dolu
Goodreads Puanı: 3.72
Sayfa Sayısı: 256
Arka Kapak Yazısı:
Benim adım Anna.
Benim adım Anna ve burada olmamalıydım. Var olmamalıydım. Ama varım. Burada olmam benim hatam değil. Doğmayı ben istemedim. Ama bunun, içinde bulunduğum duruma hiçbir yararı yok. Neyse ki beni erkenden yakaladılar; böylesi daha iyi... En azından Bayan Pincent öyle söylüyor.
***
Herkese yeniden merhaba! Bugün sizlerle Bildirge yorumumu paylaşacağım.
Bildirge, pek fazla bilinmeyen ama aşırı güzel olan bir distopya. Konusundan bahsetmek gerekirse, Bildirge 2140 yılında geçiyor. Bilim ve tıp oldukça ilerlemiş ve Uzun Ömürlülük bulunmuş. Ancak insanlar ölmeyip, yeni nesiller doğmaya devam ediyor ve bu da dünya kaynaklarının tükenmesine sebep oluyordu. Hükumet kaynakların tükenmesini durdurmak amacıyla Bildirge'yi yayınlıyor. Bildirge'yle birlikte insanlara iki seçenek sunulmuş oluyor: ölümsüzlük veya çocuk sahibi olabilmek. İnsanlar buna uyuyor mu, uyuyor. Uymayanlar var mı tabii ki de var. Bildirge'ye uymayanlar ve hem Uzun Ömürlülük ilaçlarını kullanan hem de çocuk sahibi olan insanlar var. Ve işte kitabın asıl ilgi çekici kısımı buradan sonra başlıyor. Uzun Ömürlülük ilaçlarını kullanıp çocuk sahibi olan insanların çocukları yakalanıp, Büyük Depo adı verilen bir yere götürülüyor ve burada Artık olarak sınıflandırılıyorlar.
Kitabın asıl karakteri Ana'da bir artık. Artık olmayı kabullenmiş, onu dünyaya getirdikleri için ailesinden nefret eden ve Büyük Depo müdiresi Bayan Pincent'in sözünden çıkmayan örnek bir Artık. Yapması gerekenleri yapıyor ve hiçbir şekilde Artık olmadığını, onun da en az yasallar kadar yaşama hakkına sahip olduğunu düşünmüyor. Ta ki Peter Büyük Depo'ya gelen kadar.
Bence Bildirge'yi, diğer bütün distopyalardan farklı kılan şey asıl karakterin bütün düzeni kabullenmiş olması. Okuduğum diğer bütün distopyalarda, asıl karakter hep fark yaratmayı isteyen kişilikte oluyor ve bu da serileri konuları farklı olmasına rağmen birbirine benzetiyor. Bir yerden sonra da hep aynı şeyler olduğu için okumak istemiyorsunuz. İşte Bildirge bütün bu tabuları yıkıyor diyebilirim.
Ayrıca Bildirge'de verilen mesaj da çok hoşuma gitti. Artıklara, Doğa Ana'nın onları istemediğini, var olmamaları gerektiği anlatılıyor ancak kitabın sonlarına doğru Anna'nın bu düşüncesini yıkmaya çalışıyorlar ve bu sırada da harika bir mesaj verilmiş oluyor. Ana fikir şu; Zamanı bitenler gitmeli ve yenilere yer açılmalı. Bildirge'de en çok hoşuma giden şeylerden biri de oldukça güzel bir mesaj veriyor olmasıydı.
Kitaba ilk başladığımda Anna'ya bütün bu kabullenişi yüzünden sinir olmadım desem yalan olur. Çok fazla sinir oldum ama kitabı okudukça ve biraz da düşününce kendimin Anna'dan farklı olmayacağımı fark ettim. 
Peter ise... Sadece mükemmeldi. Anna'ya olan yaklaşımı, söyledikleri... Peter sevdiğim erkek karakter kategorisine kitaba girdiği ilk anda dahil oldu diyebilirim.
Kitapla ilgili şaşırtan olaylar oldu sonuna doğru. Zaten kitabın ikinci yarısı oldukça hareketli ve merak ettirici bir şekilde geçti. İnce bir kitap ve ilk yarıdan sonraki o heyecanlı kısımlara gelince nasıl bittiğini anlamıyorsunuz bile. Sondan birkaç bölüm önceki olaylar beni şaşırttı ve gözlerimin dolmasına sebep oldu.
Tek sorun, kitabın sonu ikinci ve üçüncü kitapların olduğunu bilmesem seri olduğunu anlamayacağım bir şekilde bitti. Tam olarak anlatamadım sanırım. Ama öyle bir şekilde bitiyor ki aklınızdaki soru işaretleri siliniyor ama bir yandan olabilecek başka olaylar olduğunu fark ediyorsunuz. Fazla değişik bir sondu diyebilirim.
Sonuç olarak Bildirge, okuduğum distopyalar içinde en iyilerinden biriydi diyebilirim. Karakterler ve olay örgüsü çok hoşuma gitti. Devam kitaplarını okumak için de sabırsızlanıyorum. 
Puanım: 5/5 (Harikaydı!)

9 Şubat 2015 Pazartesi

Tersyüz / Amy Harmon Kitap Yorumum

TERSYÜZ
Özgün Adı: Making Faces
Yazar: Amy Harmon
Yayınevi: Yabancı
GoodReads Puanı: 4.45
Sayfa Sayısı: 369
Arka Kapak Yazısı: 
Modern çağın Güzel ve Çirkin'i...
Ambrose Young okulun en çekici çocuğu ve kasabanın yıldız güreşçisiydi. Uzun boylu ve yapılı bir vücudu, omuzlarına değen saçları ve yakıcı gözleriyle aşk romanlarının kapaklarını süsleyebilecek kadar yakışıklıydı. Fern Taylor bunun farkındaydı ve Ambrose Young'a aşıktı. Belki de bu kadar yakışıklı olduğu için Fern asla onunla birlikte olabileceğini düşünmemişti. Ta ki her şey tersyüz olana ve Ambrose'un eski yakışıklılığından eser kalmayana dek...
Tersyüz, beş genç adamın küçük bir kasabadan kalkıp savaşa gidişinin ve içlerinden sadece birinin geri dönüşünün hikayesi... Hayatı, benliği, güzelliği kaybetmenin hikayesi... Bir kızın, yıkılmış bir çocuğa; yaralı bir savaşçının sıradan bir kıza olan aşkının hikayesi... Kalp kırıklığının üstesinden gelen bir arkadaşlığın ve bilinen kalıpların dışına çıkan bir kahramanın hikayesi... Tersyüz, hepimizin içinde biraz iyiliğin biraz da kötülüğün olduğunu keşfettiğimiz modern çağın Güzel ve Çirkin'i...
***
Herkese yeniden merhaba!! Bugün benim için oldukça özel kitaplardan biri olan Teryüz'le ilgili yorum yapacağım.
Tersyüz, aralık ayında yayımlanmıştı ve arka kapak yazısıyla benim çok ilgimi çekmişti. Almak istediğim ilk kitaplardan biri olmuştu bir anda. Ve tam da yılbaşı zamanı olduğu için sınıfımızda bir çekiliş yapmıştık. Bana da canım arkadaşım Tersyüz'ü aldı. Tersyüz hakkında söylemek istediğim o kadar fazla şey var ki nereden başlayacağımı bilemiyorum.
Kitabı bitirdiğimde ben;
Öncelikle, bu kitabın benim için bir aşk kitabından fazlası olduğunu söylemem gerek. İşlenilen konu aşktan daha fazla, daha duygusal ve daha üzücü. Kitabı okurken Bailey sizi öyle etkiliyor ki, Ambrose ve Fern'e dikkat bile edemiyorsunuz.
Karakterlerin her birini ayrı ayrı çok sevdim. Kitap karakterlerinde güzel olan şey bu; her birinde kendinizden bir şey bulabiliyorsunuz ancak ben şu ana kadar okuduğum hiçbir kitaptaki karakteri kendim gibi göremedim. Fern'e kadar. Okuduğum her sayfada Fern'de kendimden bir şeyler gördüm ve bu o kadar fazla hoşuma gitti ki. Ciddi anlamda Fern'le çok fazla ortak noktaya sahiptim. Ben de tıpkı onun Rita'ya yardım ettiği şekilde bir arkadaşıma yardım ederdim. Ve tıpkı onun Ambrose'a olan takıntısı gibi bir şey yaşama potansiyeline sahip olduğumu düşünüyorum. Fern, şu ana kadar okuduğum en güzel, en sevdiğim ve en ben olan kitap karakteriydi.
Ambrose Young! Ambrose için ne söyleyebileceğimi ciddi anlamda bilmiyorum. Kitabın sonlarına doğru oldukça ağlamama sebep olduğu için Ambrose'a sinirliyim ancak kimse Ambrose Young'ın harika bir erkek karakter olmadığını söyleyemez. Ambrose, kitabın ortalarından sonra -savaşa gidip döndükten sonra- içine kapanıyor ve kitabın buradan sonrası okuyan kişi için tamamen bir ilham kaynağı oluyor. Yapılan alıntılar, Fern'in babasının söylediği sözler ve daha bir sürü şey. Ambrose gibi, dört arkadaşının ölümünün yükünü ve acısını taşıyan birini bile iyileştirebilen sözler.
Ve kitabın güzel olmasını sağlayan Bailey Sheen! Bailey kitabın her şeyi denebilir. Kitabı okurken sizi güldüren de Bailey, ağlatan da. Bailey, kas distrofisi hastası ve gün gelip bu hastalığı yüzünden öleceğini bilerek yaşıyor; çocukluğundan beri. Ancak bu karamsar gerçeğe rağmen Bailey enerjisini kaybetmiyor yine Fern'le ve Ambrose ile takılmaya devam ediyor. Bailey, benim için kitaptaki en önemli karakterdi. Kitabın sonlarına doğru, bulunduğu duruma rağmen yaptıkları... Sadece ağlamak istemenize sebep oluyor.
Tersyüz, benim için mükemmel kurgusu ve harika karakterleriyle beni kendine aşık ediyor! Herkesin okuması gereken bir kitap.
Puanım: 5/5 (Harikaydı!)
Son olarak da kitaptan birkaç alıntı;
**Eğer acıyı yaşamazsa ellerinden kayıp gitmesin diye iki eliyle sımsıkı tuttuğu mutluluğu tekrar hissetme umudunun değerini bilemezdi.**
**Bazen güzellik ya da onun eksikliği birini gerçekten tanımanı engeller.**
**"Çünkü benim düşüncelerim sizin düşünceleriniz değil; sizin yolunuzda benim yolum değil," diyor Tanrı. "Çünkü gökyüzü nasıl yeryüzünden yüksek ise yollarım da sizin yollarınızdan düşüncelerim de düşüncelerinizden yüksektir."**
**Bence engel tanımaz gerçek bir aşkla
Sevmiş olanlar. Aşk demem aşka
Değişik durumlarda değişip duruyorsa,
Ya da meyil duyuyorsa bırakmaya ilk fırsatta.
Aşk dediğin fırtınaya bakar ve titremez asla.**
**Tanrı size bir yüz vermiş; siz kendinize bir tane daha yapıyorsunuz! -Hamlet**

POPULAR POSTS