12 Eylül 2016 Pazartesi

Ultimate Harry Potter Tag

00:45:00 6 Comments
Herkese iyi bayramlar! Blogda oldukça nadir yazdığım tag yazılarından biriyle karşınızdayım. Bu sefer yabancı bloglarda rastladığım Ultimate Harry Potter tagını yapacağım.
Harry Potter serisini her sene yazın okumaya çalışıyorum. Ağustos ayının başında da bu seneki okumamı bitirmiştim. O zamandan beri de blogda Harry Potter'la ilgili nasıl bir içerik paylaşabileceğimi düşünüyordum. Açıkçası bu saatten sonra Harry Potter serisi için normalde yaptığım gibi yorum yazısı yazmak istemedim. Fikirlerimin pek objektif olabileceğini düşünmüyorum çünkü ben çocukken de Harry Potter okuyordum şimdi de okuyorum ve en sevdiğim seri diyebilirim. Çok fazla övdüğüm ve çoğunlukla Sirius Black'in mükemmelliğinden bahsettiğim bir yazı okumak sıkıcı olurdu. Sonuç olarak (yine fazlasıyla uzattım) bu tagi yapmaya karar verdim. Hem seri hakkındaki fikirlerim, favorilerim hakkında az çok bilgi içeriyor hem de bence çok eğlenceli.
Özel olarak kimseyi etiketlemiyorum. Yapmak isteyen herkes yapabilir! İyi okumalar :)


1) Favori kitabın?
Azkaban Tutsağı!
2) En az sevdiğin kitap?
Sanırım Sırlar Odası.
3) Favori filmin?
Ölüm Yadigarları Part I
4) En az sevdiğin film?
Melez Prens. Kitap çok güzel olsa da bence filmde batırdılar.
5) Favori repliğin?
"Dumbledore ise, onu Çikolatalı Kurbağa kartlarının üstünden çıkarmadıkları sürece ne yaptıklarına aldırmadığını söylüyor." Bill Weasley / Zümrüdüanka Yoldaşlığı

6) En sevdiğin Weasley?
 Ronald Billius Weasley!
7) En sevdiğin kadın karakter?
Hermione Granger!
8) En sevdiğin kötü karakter?
 Biraz garip gelebilir ama Voldemort'u gerçekten seviyorum. Yani nasıl desem kötü olması elbette iyi bir şey değil ama kötü olmasının mantıksız bir sebebi yok. Bana göre Rowling'in geçmişini çok güzel yazdığı iki karakterden birisi. Diğeri elbette Albus Dumbledore.


9) En sevdiğin erkek karakter? 
 Sirius Black! Buna başka bir cevap versem dünyanın en büyük yalanı olurdu. İkinci favorim ise Neville Longbottom. Üçüncü ise Harry Potter.
10) En sevdiğin profesör?
Minerve McGonagall. Başka bir cevap var mı?


11) Hangisini tercih edersin: A) Snape'in saçını yıkamak. B) Tüm gününü Lockhart'ın kendisi hakkındaki upuzun konuşmasını dinleyerek geçirmek.
Yine garip gelebilir ama B şıkkını seçiyorum. Çünkü ben Snape'i sevmiyorum. 
12) Hogwarts'a hangisiyle gitmek istersin: A) Hogwarts Express? B) Uçan araba?
 Hiç kuşkusuz Hogwarts Express'i ile. Hogwarts'a gidebilecek olmanın belki de en hoş yanlarından biri o harika tren yolculuğu bana göre.
13) Hangisiyle uçmak istersin: A) Hipogrif B) Ateşoku
Ateşoku!
14) Filmlerde kendisi için daha farklı hissettiğin bir karakter var mı?
Ginny Weasley. Kitapta ne kadar güçlü bir karakter olduğunu çok kez gösterse de filmde bunu hiç güzel yansıtamadılar. Ginny'i kitaptaki şekilde filme aktarmak istediler mi orasından da emin değilim.
15) Filmini tercih ettiğin bir kitap var mı?
Hayır tabii ki de.
16) Dumbledore olarak Richard Harris mi Michael Gambon mu?
 Michael Gambon.


17) Filmlerde olmasını en çok isteyeceğin kişi veya olay?
> Melez Prens'te Dumbledore ve Harry'nin Tom Riddle'ın geçmişini incelemeleri benim çok hoşuma gitmişti ve ilgimi çekmişti özellikle ilk okuduğumda bayağı sevdiğim bir detay olmuştu. Filmlere bu incelemelerin bir kısmını dahil etseler de asıl ilginç olanları (Hortkulukları buluşunu mesela) dahil etmemişlerdi.
Bir de Tonks ve Remus'un ilişkisinin filmlerde daha güzel anlatılmasını isterdim. Melez Prens'te gerçekten güzel bir hikayeleri vardı.
Bir de Zümrüdüanka Yoldaşlığı'nda St. Mungo'da Harry, Hermione ve Weasley'lerin Neville'la karşılaşmalarının ve ailesine ne olduğunu öğrenmeleri filmde görmeyi çok isterdim.
18) Herhangi bir Harry Potter filmini tekrar çekecek olsan bu hangisi olurdu?
Film değil de Zümrüdüanka Yoldaşlığı'nda Harry'nin Snape'in anılarına girip, anne babasını gördüğü bir kısım vardı. O sahne filme dahil edildi böyle otuz kırk saniye bir şeydi; ama keşke dahil edilmesiydi. James Potter'ın saçları hiçbir zaman o kadar düzgün olmamıştır bundan eminim. O sahneyi tekrar çekmek ve castı yeniden seçmeyi gerçekten çok isterdim.


19) Pottermore'da hangi binaya seçildin?
 Ravenclaw!
20) Hangi ders favorin olurdu? 
 İksir veya Biçim Değiştirme. Ama İksir'i sanki daha çok severdim.
21) Hangi büyüyü öğrenmenin çok yararlı olacağını düşünüyorsun?
Accio! Hiç kuşkusuz.


22) Hangi karakterle anında arkadaş olurdun?
 Harry.
23) Yadigarlardan sadece birisine sahip olabilseydin, bunun hangisi olmasını isterdin?
 Diriltme Taşı.
24) Kitaplarda beğenmeyip değiştirmek istediğin bir ayrıntı var mı?
Albus Severus Potter'ın isminin Albus Remus Potter olmasını çok isterdim.
25) En sevdiğin Çapulcular üyesi?
Buna cevap vermek istemiyorum. Onların arasında ayrım yapmam imkansız. En sevmediğimi söyleyebilirim; Peter!


26) Hangi karakteri tekrar yaşama döndürmek isterdin? 
 Çapulcuların arasında ayrım yapamadım yine. Bu yüzden Fred Weasley.
27) Yadigarlar mı Hortkuluklar mı?
 Yadigarlar! 

5 Eylül 2016 Pazartesi

Audrey'yi Bulmak / Senden Sonra Ben / Devrimin Kızı | Kitap Yorumlarım

09:36:00 1 Comments
Herkese yeniden merhaba! Bugün başlıktan da anlayacağınız üzere üç farklı kitapla ilgili yorumlarımı paylaşacağım. Bu kitapların yorumlarını neden tek bir postta toplamamın sebebi ise kitaplar hakkındaki fikirlerim oldukça kısa yazılar halinde. Aynı şeyleri tekrar ederek saçma ve uzun bir yazı yazmaktansa bu şekilde bir araya getirip yazmak daha mantıklı olur diye düşündüm.


AUDREY'YI BULMAK
Yazar: Sophie Kinsella
Yayınevi: Artemis Yayınları
Goodreads Puanı: 3,83
Sayfa Sayısı: 322
Audrey'yi Bulmak'ı ilk olarak Goodreads'te görmüştüm. Anksiyete temalı bir kitap olduğu için çok fazla ilgimi çekmişti. Artemis Yayınlarından çıktığında ise çok sevinmiştim.
Ana karakterimiz Audrey'in başına okulda kötü bir olay geliyor ve bunun sonucunda anksiyetesi sebebiyle evden dışarıya çıkamıyor; kendisini dışarıda rahat hissetmiyor diyelim. Hatta evde bile siyah güneş gözlükleriyle dolaşıyor.
Linus ise, Audrey'in erkek kardeşi ile bir oyun grubunda oldukları için evlerini ziyaret etmeye başlıyor. Ve Audrey'den hoşlanıyor.
Kitabı genel olarak beğendim. Kolay anlaşılır bir kitap ve sizi okuduğunuz süre boyunca iyi hissettiriyor. Audrey'in, Linus'un yardımıyla dışarıya çıkması, yapamadığı şeyleri yapmak için çaba sarf etmesi sizi mutlu ediyor okurken.
Tek sıkıntı ben kitapla ilgili yorumlar okurken daha çok anksiyetenin ciddi bir şekilde işlendiği bir kitap bekliyordum. Aslında ciddi biraz yanlış sözcük olmuş olabilir. Audrey'yi Bulmak'ın anksiyete ile ilgili sıkıntısı bana göre ön planda olmamasıydı. Tamam, bu Audrey'yin bütün hayatını etkiliyor olabilir ama bana sanki kitabın ana teması değilmiş gibi hissettirdi.
Kitapla ilgili en beğendiğim ayrıntı ise Audrey'yin anksiyetesinin başlamasına sebep olan o olayın ne olduğu anlatılmıyor. Bu olayın ancak Audrey anksiyetesinden tamamen kurtulduğunda anlatılması güzel olurdu.
Kitabı genel olarak beğendim. Bana oldukça güzel hissettiren bir kitap oldu. Kesinlikle önereceğim kitaplardan birisi değil. Favorilerime girmedi ama yine de okuduğum için pişman değilim.
Puanım: 4/5

SENDEN SONRA BEN
Yazar: Jojo Moyes
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Goodreads Puanı: 3,72
Sayfa Sayısı: 450
Senden Önce Ben benim favori kitaplarım arasında. Bu yüzden de Senden Sonra Ben için fazla umutluydum. Tamam kitapta Will olmayabilir ama yine de saçma olmayan bir şeyler okuyacağımdan neredeyse emindim çünkü Jojo Moyes başarılı bir yazar.
İlk olarak konudan bahsetmek isterdim ama yazacağım her şey spoilera girebileceğinden içerikten bahsetmek istemiyorum. Kitap sürprizlerle ve çok şaşıracağınızı tahmin ettiğim detaylara sahip.
Dediğim gibi kitaba büyük beklentiyle başladım. Kitabın çıkacağı haberinden beri aşırı heyecanlıydım. Ama kitap bütün heyecanımı aldı götürdü. Kitabın kapağını kapattığımda büyük bir hayal kırıklığına uğramıştım. Açıkçası Senden Sonra Ben olmasa da olurdu; olmasa daha iyi bile olurdu.
Bir kere ilk kitaptaki Louisa ile ilgili olan fikirlerim tamamen değişti ve bunu kötü anlamda söylüyorum. Senden Önce Ben'i bitirdikten sonra elbette Louisa'nın bundan sonra ne yapmış olabileceğini çok fazla düşündüm. Aklımın ucundan Senden Sonra Ben'de olanlar geçmedi diyebilirim. En uç ve açıkçası biraz saçma bir kurguyla karşımıza çıktı yazar.
Kitapta bir yere kadar en sevdiğim karakter Lily oldu. Kim olduğunu söyleyemem çünkü kitabın kilit noktası onun kim olduğu. Lily gerçekten güzel bir karakterdi. Ama sonra o da çok saçma bir şey yaptı. Saçma olayın üzerinden biraz geçmesiyle ben Lily'i yine eskisi kadar sevebildim ama yine de o olay gerçekleşmeseydi gerçekten çok harika olurdu.
Ve Sam senden nefret ediyorum. Daha başka bir şey söylemek istemiyorum. Gerçekten hikayenin neresinde olduğunu, karakterlerle olan bağını bir yana bırakıp söylüyorum Sam'i sevmedim.
Senden Sonra Ben, büyük bir hayal kırıklığıydı. Keşke okumasaydım demiyorum. Will'le ilgili küçük alıntılar, Louisa'nın onu hatırlaması (!) kitabı bitirmeme yardımcı oldu. Keşke yazar direkt Senden Önce Ben'in devamını anlatmaktansa Will'in Louisa'dan önceki hayatını anlatsaydı.
Senden Sonra Ben kitabı Senden Önce Ben filmi için heyecanı arttırmak içindi bence. Çünkü ilk kitabın çıkışının üzerinden yaklaşık üç sene kadar geçti. Belki bu biraz sert bir iddia oldu ama kitabı okurken aklımdan geçen tek şey buydu.
Senden Önce Ben'i okuduysanız ve beğendiyseniz okumak için sabırsızlandığınız bir kitap olabilir. Ama satın almadan önce iki kez düşünün derim.
Puanım: 3/5 (Üç puanda Lily ve Will için :') )


DEVRİMİN KIZI
Yazar: Amy Engel
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Goodreads Puanı: 3,96
Sayfa Sayısı: 264
Kurucunun Kızı benim çok beğendiğim kitaplardan birisiydi. İkinci kitap olan Devrimin Kızı içinse çok heyecanlıydım çünkü Kurucunun Kızı gerçekten çok ucu açık bitmişti. Ne olacağını çok fazla merak ediyordum.
Devrimin Kızı'nda Ivy artık çitin dışında ve yaşamaya devam etmek istiyor. Bu yüzden de şehirden uzaklaşıp ilerlemeye başlıyor. Birkaç olaydan sonra kitapta oldukça fazla yer sahibi olan yan karakterlerimiz Caleb ve Ash'le tanışıyor. Caleb ve Ash'i çok sevdim. Özellikle Caleb'ı. Böyle ukala değil de sert bir mizacı var. Ivy'e hemen güvenmiyor ve ona çok olmasa da sert davranıyor. Tabii sonradan buzlar eriyor denebilir.
Kitabın ilerleyen kısımlarında tahmin ettiğim şeyler gerçekleşti. Tahminimce bir olayı Kurucunun Kızı'nı bitiren çoğu kişi tahmin eder.
Devrimin Kızı da Kurucunun Kızı gibi çabuk okunan, sizi yormayan bir kitap. Okurken sonraki sayfada ne olacağını deli gibi merak ettiğiniz bölümlerde var. Özellikle son üç dört bölümü yerimde duramayarak okuduğumu hatırlıyorum. Gerçekten ilk kitaba göre bir tık daha başarılıydı. Bu kitapta yönetim biçiminin, suç işleyenlerin çitin dışına atılmasının ve evlilik kuralının insanları nasıl etkilediğini daha iyi anlıyoruz. Serinin bir distopya oluşunu da bu kitapta daha çok hissedebiliriz. Tabii distopya yönü ne kadar başarılı orası tartışılır.
Kitabın sonunda olan bir şey ise sadece karakterler için mutluluktan ölmenize sebep oluyor. Cidden o son bölümü okurken o kadar mutlu oldum ki! Devrimin Kızını sevmeniz için bir diğer nedense kesinlikle bu.
Kurucunun Kızı ve Devrimin Kızı önerebileceğim kitaplardan. Distopya sevdiğiniz bir türse ve sizi pek yormayacak, romantizmin biraz daha ağır bastığı bir seri arıyorsanız bir göz atın derim.
Puanım: 5/5

Benim Audrey'yi Bulmak, Senden Sonra Ben ve Devrimin Kızı hakkındaki düşüncelerim bu şekildeydi. Siz bu kitaplar hakkında ne düşünüyorsunuz -özellikle Senden Sonra Ben hakkında- yorum atarsanız çok sevinirim.
Başka bir yazıda görüşmek üzere!