20 Mayıs 2016 Cuma

Açelya Söğüt's life problems episode 17: Senden Önce Ben | Buralarda Yokken #3

10:00:00 2 Comments
sanırım en efsane fotoğrafları *çıldırınız*
Herkese yeniden merhaba! Bugün biraz sohbet havasında, son zamanlarda yaptıklarımla ilgili bir yazı yazıyorum. Ben bu tarz yazıları yazarken çok eğleniyorum umarım sizler de okurken eğleniyorsunuzdur.
Hayatım çoğunlukla ders çalışarak geçiyor. İlk dönem hiçbir şeymiş, asıl yorucu olan ikinci dönemmiş onu anladım. Bütün konular daha ağırmış gibi. Belki de havaların yavaş yavaş ısınmasının da bunda etkisi vardır. Fazla yaz insanı değilim ve İzmir şu anda tam olarak sıcak değil gibi zamanında olduğu için boğulacak gibiyim. Daha yeni
performans ödevlerini ve projemi teslim edip rahatlayacakken sınav haftam başladı. Gerçekten çok hoş. Keşke biraz dinlenseydim.
Neyse, bu yazıda da amacım sizi okul hayatımla boğmak değil elbette.
Başlıktan da anlayacağınız gibi bu yazının konusunun Senden Önce Ben olmasına karar verdim. Elbette başka bahsetmek istediğim şeyler de var.
Senden Önce Ben, daha popüler olmadan okuduğum kitaplardan birisiydi. Dokuzuncu sınıf başlamadan önce okumuştum ve tek kelimeyle bayılmıştım. Sanırım bir veya iki günde bitmişti ve ne kadar ağladığımı çok net hatırlıyorum. Senden Önce Ben, acı çekmek temalı bir kitap. Daha kitabı okurken realist tarafınız size kitabın sonunu bağırırken fangirl tarafınız nereden geldiği bilinmeyen bir umuda tutunmaya çalışıyor. Sonuç; elbette realist taraf kazanıyor.
Senden Önce Ben'i okuduğum zaman film haklarının satın alındığı duyurulmuştu. O kadar heyecanlanmıştım ki. Çünkü Will'in kim olacağını deli gibi merak ediyordum. En en en sevdiğim erkek karakterlerden birisiydi. Ama film çekimleri, oyuncuların açıklanması falan aşırı derecede geç oldu. Bu durum ise sadece filme karşı olan merakımı daha da arttırdı.


Emilia Clarke'ı ana karakter Louisa Clark olarak görüyoruz ki bu kitaptan uyarlama filmlerdeki en başarılı oyuncu seçimlerinden birisi diyebilirim. Emilia'nın seçildiğini duyduğum anda çok sevinmiştim ve fragmanları izledikten sonra da resmen çıldırdım. Emilia tam anlamıyla Louisa olmuştu diyebilirim.
Sam Claflin ise Will Traynor rolünde. En başta 'Hıı acaba mı?' desem de fragmanlardan sonra aklımda hiçbir şüphe kalmadı diyebilirim. Sam de en az Emilia kadar harika bir iş çıkarmış gibi görünüyor.
Filmi izlemeden bile filmin mükemmel olacağını biliyorum. Yanılma payım olduğunu düşünmüyorum. Fragmanlarda gördüğüm sahneler resmen hayal ettiğim gibi ve beni ağlattılar. En son Harry Potter ve Ölüm Yadigarları Part 2'nin fragmanında hıçkırarak ağladığımı hatırlıyorum. O zamandan beri beni ağlatan fragmanlar olsa da hiçbiri Senden Önce Ben'in fragmanı kadar sarsmadı beni. Ve komik olan ne biliyor musunuz? İlk fragmanda çok fazla duygusal sahne yok! Yani filmin yanında bir hiç kalır.
Yan tarafta gördüğünüz fotoğraf ise beni bitirdi. Daha ne kadar Louisa ve Will olabilirler bilmiyorum. Filmden sağ çıkabilecek miyim onu da bilmiyorum.
Bu arada film, 17 Haziran'da vizyona giriyor. Şaka gibi ama bu yazıyı yazarken teyit etmek amaçlı vizyon tarihine tekrar baktığımda 17'sinde olduğu öğrendim. Şu ana kadar dünyayla aynı anda 3 Haziran'da sinemalarda olacak diye biliyordum. Ağlama vakti. Neden bu filmi bu kadar beklemek zorundayım?
Senden Önce Ben'in fragmanları için; Fragman 1 / Fragman 2
Gelelim başka bir konuya. Son bir haftadır falan beni çok mutlu eden ve güldüren bir hikayeden bahsetmek istiyorum sizlere. Wattpad'de Son Çarem isimli kitap olmuş bir hikaye vardı. Son Çarem'e bayılırdım. O kadar zekice ve klişe olmayan esprilere sahip bir kurgusu var ki anlatamam. İşte ben de Son Çarem tarzı, beni güldürecek tarzda bir hikaye ararken yine aynı yazarın Son Şansım isimli hikayesine denk geldim.
Son Çarem kadar beni güldüren bir hikaye daha olamaz diye düşünüyordum ki Son Şansım beni telefonu elimden bırakıp gülüp öyle devam edecek raddeye getirdi. Kitap olarak elimde olsa post it koymayacağım sayfası kalmazdı herhalde. Komik olma kısmını çıkartsam anlatım tarzı ve bazı ciddi kısımları bana göre aşırı başarılı. Yeni bölümü beklerken açıp eski bölümleri tekrar okuyorum falan. Uzun zamandır Wattpad'de bu kadar bağlandığım bir hikaye olmamıştı.
Son Şansım'ı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.
Son zamanların en önemli filmden bahsetmeden de yazıyı tamamlamak olmaz sanırım. Hangi film mi? Elbette Captain America: Civil War! (Ayrıca #TeamIronMan !)

Çıktığı ilk gün sevgili arkadaşım İlayda ile filme gittik. Kaç aydır beklediğimiz film sürekli üzerinde konuştuğumuz film, sonunda izleyeceğiz falan aşırı heyecanlıyız.
Bizim filmi izleyeceğimiz salon tamamen doluydu ve çoğunluk bizim yaşlardaydı. Belki de bu yüzden bazı sahnelerde insanların verdiği tepkiler sayesinde filmi izlemek bizim için daha eğlenceli oldu. İşte Marvel logosu çıktığında alkışlandı falan, yeni Spider-Man filmiyle ilgili 'Spider-Man izlemekten kanser olduk' diye salondan çıkan insanlar... Çılgın bir salondaydık.
Neyse, filme gelecek olursak. Film EFSANEYDİ. Ciddi anlamda efektler, müzikler, kurgu, oyuncular... Her şey tam beklediğim gibiydi. Güldüğüm sahnelerde çok fazlaydı, duygulandığım sahnelerde. Civil War, Marvel'ın yaptığı en başarılı filmlerden birisiydi bana göre.
Şu anda sınav haftamda olduğum için kitap okuyamıyorum. En son Hayat Kitabı'nı bitirdim ve onun yorumunu en kısa sürede paylaşacağım. Aşırı harika bir kitaptı, hakkında söylemek istediğim çok fazla şey var. Şimdi de sınav haftasının yorgunluğunu alsın ve biraz değişiklik olsun diye kitap fuarından aldığım çizgi romanlardan birini okuyorum; Spider-Man: Yepyeni Bir Gün Cilt 1.
İlk kez çizgi roman okuyan birisi olarak söylüyorum ki çok beğendim. Zaten Spider-Man en sevdiğim süper kahraman diyebilirim. Çizgi roman okumaya onunla başlamam da çok sevmemden.
Bu yazıda bu şekildeydi. Bir sürü konu hakkında bir şeyler yazdım umarım hoşunuza gitmiştir. Siz tıpkı benim gibi Senden Önce Ben'i bekliyor musunuz, Wattpad'de okuduğunuz ve önermek istediğiniz hikayeler var mı, yorumlarınızı bekliyorum. Başka bir yazıda görüşmek üzere!
Not: İlayda'ya hayatımı özetleyen ve bu yazının başlığı olan cümle için teşekkürler! 

17 Mayıs 2016 Salı

Çevrimiçi Kız Turnede / Zoe Sugg Kitap Yorumum

11:45:00 3 Comments
(Yorumda ilk kitap olan Çevrimiçi Kız'ın sonuna dair spoiler içermektedir. Eğer ilk kitabı okumadıysanız/henüz bitirmediyseniz yorumu okumanızı pek tavsiye etmem!)
ÇEVRİMİÇİ KIZ TURNEDE
Özgün Adı: Girl Online: On Tour
Yazar: Zoe Sugg
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Goodreads Puanı: 4,01
Sayfa Sayısı: 358
Arka Kapak Yazısı:
"Noah, Penny'yi Avrupa turnesine davet etmiştir ve Penny rock tanrısı erkek arkadaşıyla vakit geçirmek için sabırsızlanmaktadır.
Noah'nın sıkışık programı, Penny'yi pek hoş karşılamayan grup arkadaşları ve kıskanç hayranlardan aldığı tehdit mesajlarının arasında Penny turne hayatına uygun olup olmadığını sorgulamaya başlar. Ailesini, en yakın arkadaşını... ve Çevrimiçi Kız blogunu da çok özler.
Penny kendi yaşamı ile yolda sürdürdüğü aşk hayatı arasında denge kurmayı başarabilecek mi, yoksa mükemmel bir yaz tatilinin peşinden koşarken tüm güzellikleri kaçıracak mı?"
***
Herkese yeniden merhaba! Uzun bir aradan sonra bloga yeniden kitap yorumu yazıyor olmak çok güzel!
Çevrimiçi Kız kitabı bazılarının çok sevdiği bazılarının ise sevmediği çok fazla masalsı buldukları bir kitaptı. Ben seven taraftaydım. Anlatımı ağır kitapları okumak benim çok hoşuma gidiyor. Derin bir şeyler okumak her zaman daha zevklidir. Ama bazen yoğunluk içindeyken veya moralimiz bozukken bizi neşelendirecek, kafamızı dağıtacak ve hatta bizi reading slump'tan kurtaracak kitaplar ararız. Ağır konu ve anlatımı olmayan neşeli, sade ama yine de güzel olan kitaplar. Eminim o kitap hemen aklınıza gelmiştir. Benim için bu kitap Çevrimiçi Kız'dı ve şimdi Çevrimiçi Kız Turnede'de bu liste dahil. Çevrimiçi Kız yorumum içinse şuraya tık.
Evet, gelelim ÇK Turnede'ye. İlk kitaptaki o masalsılık devam ediyor. Bu sefer kitabın ilk kısımlarında bu peri masalı havası daha az, ama kitabın son 100 sayfasında falan peri masalı kısmı daha çok artıyor.
ÇK Turnede'de bizi turneye beraber gidecek olan Penny ve Noah bekliyor. Noah artık oldukça popüler ve yaz tatiliyle beraber turnesi başlayacak. Bu sürede de Penny'le ayrı kalmak istemediği için onu da davet ediyor ve Penny bu teklifi kabul ediyor.
#squadgoals
Penny bu turne için çok heyecanlı. Çünkü dünyanın farklı köşelerini Noah'la birlikte keşfetme fırsatı var. Fotoğrafçı kimliği de düşünülürse çok güzel fotoğraflar çekeceğini ve çok harika şeyler yaşayacağını düşünüyor. Ayrıca Penny, Çevrimiçi Kız blogunu inaktif hale getirmiş durumda. Sadece birkaç kişi için görünür olan postlar paylaşıyor. Blog aktif olmasa da Penny hala daha oraya bir şeyler yazdığında rahatlamış hissediyor.
Penny ve Noah'a dönecek olursak; turnenin güzel bir şekilde başlayacağını, Penny'nin hayal ettiği şeyleri az da olsa yapacağını düşünüyoruz çünkü Noah Penny'i çok seviyor ve koskoca bir turnede olsa da ona vakit ayırır. Hayır! Koca bir hayır! Maalesef turne Penny için biraz hayal kırıklığı oluyor. Her neyse detaya inmiyorum!
Penny'nin tek sorunu Noah'nın vaktinin olmaması değil. Ayrıca Noah'nın grup arkadaşı Blake -ki kendisi pembe kapaklı bir kitap için efsane bir bad boy- kendisinden hoşlanmadığını çok güzel bir şekilde ifade etme yeteneğine sahip birisi. Bir de Penny'e tehdit mesajları gönderenler var. Penny için oldukça zor bir turne olduğu doğru.
Konu bu şekilde. Gelelim eğlenceli kısma: Yoruma!
Ben kitabı çok sevdim. Beni eğlendiren ve mutlu eden bir kitap oldu. Zoe'nin üslubunu ilk kitapta da çok sevmiştim. Tıpkı Youtube videolarında olduğu gibi oldukça samimi ve güzeldi.
Penny yine favorim olmaya devam ediyor. Kendisi tam bir her durumda doğru tepkiyi verebilen insan. Noah ona vakit ayırmadığında hemen çıldırmadı ve kafayı yemedi. Pat diye kitabın ilk sayfalarında Penny'nin triplerini okumak istemezdim doğrusu. Ama kendisi gerçekten olgun davranabilen bir karakter ve böyle karakterleri bulmak gerçekten zor arkadaşlar.
Noah ise... Bildiğimiz Noah demeyi çok isterdim. Kitabın ilk kısımlarında öyleydi. Çok tatlıydı, sevimliydi ve Noah'tı işte, ilk kitaptaki Noah. Ama bunu söylemekten nefret etsem de kitabın kapağını kapattığım anda 'Zoe, Noah'a bunu neden yaptı? Noah neden kendisinden nefret etmemi istedi?' diye düşündüm. Emin olun bu hoş değildi. Eğer kitabın ortalarında olan o büyük aptallığı yapmasaydı gerçekten Noah en sevdiğim erkek karakterler listesinde üst sıralardaki yerini koruyabilirdi. Ama üzgünüm Noah, yerini başka başka insanlar kaptı tatlım.
Gelelim Elliot'a. Yahu çok tatlıydı! Penny'le olan arkadaşlıklarını çok seviyorum. Aralarındaki bağ öyle güçlü ve güzel ki... Ayrıca bu kitapta Elliot'un erkek arkadaşı var ve kendileri -ismi Alex- çok sevimliydi. Elliot için en uygun erkek arkadaş diyebilirim.
Kitap gerçekten çok güzeldi. Dediğim gibi beni oldukça rahatlattı ve mutlu etti. Son kısımlarda Elliot'un Penny'e söylediği bir söz çok hoşuma gitti ki söylediğini aşağıda görebilirsiniz.


Ayrıca Penny hala daha bazı panik ataklar geçiriyor ve emin olamadım ama sanrım anksiyetesi de var. İlk kitapta bununla ilgili bir şey hatırlamıyorum, panik atak geçirdiği söyleniyor ama ÇK Turnede'de kalabalığın içinde falan çok kötü olduğu bir kısım vardı, anksiyeteye çok benzer bir şekilde anlatılmıştı. Penny'nin bu sorunuyla ilgili söylediği çok güzel bir söz var ve onu da aşağı da görebilirsiniz. Bu ikisi benim kitap boyunca çok sevdiğim iki alıntı. Normalde yorumlarda kitaptan fotoğrafla alıntı yapmıyorum ama bunlar gerçekten çok güzel ve daha dikkat çekici olması adına bu şekilde paylaşmak daha mantıklı geldi.


Sizler Çevrimiçi Kız ve Çevrimiçi Kız Turnede hakkında neler düşünüyorsunuz? ÇK'yı beğenmiş miydiniz ve ÇK Turnede'yi almayı düşünüyor musunuz? Yorum yazarsanız çok sevinirim. Başka bir yazıda görüşmek üzere!
Puanım: 5/5

7 Mayıs 2016 Cumartesi

İzmir Kitap Fuarı #2016

09:56:00 0 Comments
Herkese yeniden merhaba! Bugün sizlerle bu seneki İzmir Kitap Fuarı'nda aldıklarımı paylaşacağım. Yazının biraz -hatta bayağı- geç gelmesinin sebebi ise kabul ediyorum benim ihmalkarlığım. Çünkü ben bu ana kadar kitap fuarı ile ilgili bir yazı paylaştığımı düşünüyordum. Tam bir rezillik!
Gelelim fuara! Bu seneki fuar gerçekten çok güzel geçti. Fuara okul arkadaşım İlayda'yla okul çıkışında gittik. Bu sene ikimizde pek fazla çıldırmadan çok istediğimiz kitapları alıp çıkacaktık. İşte sınav senemiz, artık test çözüyoruz zaten kitap okuyamayız falan modunda fuara gittik. Sonuç, 'Ellerim ağrıyor artık eve gidelim!' oldu. Elimizde yetmiş bin torba, Alsancak sokaklarında metroya yürüdük. Ama değdi mi, ziyadesiyle değdi. Çok güzel kitaplarımız oldu.
İlk olarak fuara girdiğim anda aldığım Hayat Kitabı ile başlamak istiyorum. Blogumu takip edenler, postları okuyanlar bilirler ki en sevdiğim serilerden birisi -hatta en sevdiğim seri bile olabilir- Ruhlar Üçlemesidir. Cadıların Keşfi ve Gecenin Gölgesi beni çok fazla etkilemişti (Yorumlarına blogdan ulaşabilirsiniz!) Üçüncü kitabı okumak için sabırsızlanıyordum ama bir türlü kitabı alamadım.
İnternetten sipariş edeceğim zaman stok dışı oldu. D&R veya kitapçılara gittiğimde kalmamıştı falan. En sonunda 'kitap fuarından alayım ya zaten yaklaştı' diyerek arama çalışmalarıma son verdim. Neyse, ben Hayat Kitabı'nı okudum bitirdim, arkadaşlar. Hatta bugün bilgisayar başına onun yorumunu yazmak için oturmuştum. Kitap mükemmeldi. Hani daha başka bir final olabilir miydi? Gümbür gümbür olurdu ama Harkness'ın diğer kitaplarda sergilediği anlatım ve duruş düşünülürse, yazabileceği en iyi finali yazmış diyebilirim.
Pegasus'tan aldıklarımla devam edelim; Çevrimiçi Kız Turnede! Çevrimiçi Kız'ı çok fazla seviyordum. Hani aşırı tatlı bir hikaye ve sizi alıp bambaşka diyarlara götürüyor. Günümüz peri masalı denebilir. İkinci kitapta ilkinden farksız değildi. Aynı masal devam ediyordu. Evet, ben Çevrimiçi Kız Turnede'yi de bitirdim.
Çevrimiçi Kız'ın yorumunu da en kısa zamanda paylaşacağım ama şunu söylemeden bitirmeyeyim ilk kitabı orta derecede bile sevdiyseniz bence ÇK Turnede'den uzak durun. Kitabın büyük hayranlarından değilseniz ÇK Turnede olanlar size biraz fazla masal gelebilir ve hoşunuza gitmez diye düşünüyorum.
Aldığım bir diğer kitap ise Şebnem Burcuoğlu'ndan Şekerfare. Ben, Kocan Kadar Konuş'un her iki kitabına da bayılan bir insanım. Şebnem Burcuoğlu'nun anlatım tarzını, komik üslubunu çok seviyorum. Şekerfare'nin konusunu okuduğumda da yine Kocan Kadar Konuş gibi hoşuma giden ve beni güldüren bir kitap olacağını düşündüm. Şekerfare'nin de birazını okudum ama kitap henüz bitmedi. Yine de ilk sayfalarında da beni güldüren bir kitap oldu diyebilirim.
Ve fuardaki belki de en iyi indirime sahip yayınevine geliyoruz! Parodi Yayınları! Parodi'den Ateş Çemberi ve Karanlığın İçinden'i aldım. Aslında amacım Ateş Çemberini almaktı çünkü ben daha Buz Kapanını bile okumadım. Ama Parodi yayınlarında benimle ilgilenen bir kadın vardı ve çok tatlıydı. Karanlığın İçinden'den bahsederken feels geçirdi diyebilirim. Elbette böyle feels geçirilecek bir kitap olduğunu anlayınca Karanlığın İçinden'i bırakıp dönemezdim!
Bu arada hangi seriden bahsettiğimi anlamadıysanız hemen açıklayayım; Karanlık Zihinler'den bahsediyorum! Karanlık Zihinler, Buz Kapanı ve Ateş Çemberi serinin üç kitabı ve Karanlığın İçinden'de yazarın yazdığı öykülerden oluşuyor. Ben fuarla birlikte seriyi tamamlamış oldum. Ama hala daha Buz Kapanını okumadım. Bu konuda kendime ziyadesiyle kızıyorum.

Ve fuarın yıldızlarına gelelim; çizgi romanlar *alkış sesleri*! Ciddi anlamda hiçbir şekilde çizgi roman alacağımı düşünmüyordum. Hiç böyle bir planım yoktu. Ama İlayda'yla birlikte kendimizi bir anda Gerekli Şeyler ve Marmara Çizgi stantlarında bulduk. Ve ben fuardan hiç planlamadığım bir şekilde iki çizgi romanla çıktım.
Şunu söylemem gerekiyor ki Marmara Çizgi bana hayatımın en eğlenceli ve komik anlarını yaşattı. Hani yorgunluktan ölüyoruz, fuar sıcak, elimizde yetmiş bin torba ama orada yarım saate yakın ayakta durup oradaki insanlarla konuşmak ve eğlenmek paha biçilemezdi. Gerçekten çok güzeldi, bunu eklemezsem çok eksik bir yazı olurdu.

Bütün süper kahramanları dahil ederek söylüyorum ki hiçbirini Spider-Man kadar sevmiyorum. Yani net bir şekilde çocukluğum Spider-Man ile geçti ve inanılmaz seviyorum. Andrew Garfield'ın Spider-Man olarak iki tane filminin olması ise benim için zirveydi diyebilirim. Tobey Maguire zaten efsane hani onun için söyleyecek bir şeyim yok. Ama... Yeni Spider-Man Tom Holland oldu ve açıkçası pek sevinememiştim, ilk duyduğumda. Çünkü Andrew benim için zirveydi ve ondan bu kadar erken ayrılmak pek sevindirici değil. Ama dün Civil War'a gittik. Tom Holland efsaneydi! Bütün ön yargılarımı yıktı. Kendini çok sevdirdi. Ve bir sonraki Spider-Man filmi için sabırsızlandırdı. (Civil War hakkında bir şey söylemek istemiyorum çünkü konuşmaya başlarsam asla susamam ve sanırım kimse Civil War'u spoilerlı izlemek istemez. Ama şunu bilin ki EFSANEYDİ!)
Benim aldığım kitaplar bu kadar. Bir de üç dört tane test kitabı aldım. YGS-LYS'ye hazırlanmak böyle bir şey işte. Aklınız her zaman test kitabı satan stantlarda oluyor.
Evet, bu yazıyı sonunda yazıp, yayınlamak beni o kadar mutlu ediyor ki anlatamam. Yaşasın!
Kitap yorumlarım ve başka içerikler için takip etmeyi unutmayın lütfen! Başka bir yazıda görüşmek üzere!