20 Mart 2015 Cuma

Kuralsız (Insurgent) Film Yorumum

13:59:00 0 Comments
KURALSIZ (INSURGENT)
Herkese merhaba! Bugün 20 Mart ve büyük ihtimalle çoğunuzun bildiği gibi Kuralsız vizyona girdi. Ve biz de sevgili booktulia ve sevgili Nisan ile birlikte okul çıkışı filmi izlemeye gittik. Öncelikle filme gidiş hikayemizle başlamalı, çünkü oldukça komik şeyler yaşadık.
Normalde, birkaç gün önceden biz cuma filme gideceğimize dair plan yapmıştık ancak sonradan vazgeçtik. Ve bugün okulda biletlerin fotoğraflarını falan gördük Instagramda ve aşırı derecede kıskandık. "Biz de gidelim!" diye birazcık çıldırdık. Evet, kesinlikle birazcık. Sonuç olarak okul çıkışında sinemaya gitmek için planımızı yaptık. 
Bizim gitmeyi planladığımız seans 16:40 seansıydı ve biz okuldan 15:45'te çıkıyorduk. Heyecan doruktaydı! Son zil çaldığı anda hızlıca sınıftan çıkıp kendimizi yollara attık diyebilirim. Çok şükür, seansa yirmi dakika kalan sinemaya gelmiştik ve bu bizim için büyük bir başarıydı.
Seansa kadar Kuralsız afişiyle fotoğraflar çekildik ve etrafın bize karşı olan o şaşkın bakışları hiç de umurumuzda olmadı.

Sonuç olarak, yol boyunca oldukça eğlendik ve oldukça hızlı bir şekilde İzmir'in bir ucundan bir ucuna gidebildik. 
Filme gelecek olursak; 
Öncelikle şunu söylemeden geçemeyeceğim bizim seansımız nedenini anlamadığımız bir şekilde boştu. Biz yer bulabilecek miyiz acaba diye düşünürken, salondaki en güzel yerlerden birinde filmi izledik. 
-BURADAN SONRASI FİLM VEYA KİTAPLA İLGİLİ SPOİLER İÇEREBİLİR-
gülmemek için kendimi zor
tuttuğum anlardan biri
Filmin başları, tıpkı kitaptaki gibi Dostluk'ta geçiyor. Ve filmin başı Tris'in saçını kesmesiyle başlıyor. Ah o saç kesimi! Ah o kısa saçlı Shailene Woodley! Daha fazla konuşamayacağım. Buraya kadar her şey, iyi hoş güzel.Hatta Tobias'ın Dostluk'taki küçük çocuklarla olan sahnesi var ki orada ne yapacağımı şaşırdım.
Dostluk, tıpkı hayal ettiğim gibiydi diyebilirim. Ancak şöyle bir sorun var ki, Dostluk, filmde kitaptaki gibi pek fazla geçmiyor. Filmin başlarında, kısa bir süre Dostluk'ta kaldıktan sonra Bilgelik için gelen Cesurluk askerleri yüzünden Tobias, Tris ve Caleb kaçıyor.
İşte her şey buradan sonra 'Böyle bir sahne kitapta yoktu!' dediğiniz anlara dönüşüyor. Tris, Tobias ve Caleb öncelikle Topluluksuzlara gidiyor ki oraya gidişleri bana biraz zorlama geldi diyebilirim. Orada Evelyn Eaton ile karşılaşıyorlar. Naomi Watts'ın Evelyn olduğunu öğrendiğimde yaşadığım hayal kırıklığını ve üzüntüyü anlatamam ama Naomi o kadar mükemmeldi ki! Yaşadığım bütün o hayal kırıklığı ve üzüntü için pişman oldum diyebilirim. Topluluksuzlardan sonra ise Dürüstlük'e, diğer cesurlara katılmaya gidiyorlar. Tobias ve Tris'in doğruluk serumu etkisindeki sahneleri tek kelimeyle mükemmeldi. O sahnelere bayıldım. Dürüstlük'ten sonrası ise biraz daha aksiyon filmi havasında geçiyor. 
Ayrıca filmdeki olaylarda kitaba sadık kalınmamış olsa da mekanlar, Dostluk, Dürüstlük ve Bilgelik yerleşkeleri, tamamen hayalimdeki gibiydi. Özellikle Dürüstlük.
Filmde adını koyamadığım bir eksiklik vardı. Kitaba pek sadık kalınmamasının dışında bir şeyler eksikti bana göre. Görsel efektler ve çoğu kişinin oyunculuğunun mükemmel olduğunu söylemem gerek. Özellikle Kate Winslet'in oyunculuğuna hayran kaldım diyebilirim. Her ne kadar oynadığı karakter filmin kötü karakteri olsa da hiçbir şey Kate Winslet sevgimi değiştiremez. Bir de Naomi Watts'ı aşırı derecede beğendim. Dediğim gibi Evelyn için ondan daha iyisini bulamazlardı. Beni şaşırtan Ansel'i Kuralsız'da aşırı derecede beğenmiş olmam. Normalde Ansel Elgort'u hiçbir şekilde sevmiyorum ama nedensiz bir şekilde Kuralsız'daki oyunculuğunu çok beğendim.
Beni asıl üzen Uriah'ın  filmde pek fazla olmamasıydı. İlk kitapta olan bir karakteri ilk filme koymadılar ve elbette ikinci film için pek umudum yoktu ama lütfen Uriah bu, filmde en azından Caleb'dan daha fazla gözükmeyi hak ediyordu. 
Filmin sonu ise... Kitapla pek benzerliğinin olmadığını söylemem gerek. Ama eminim filmi izleyen herkes son sahnelerde Holes In The Sky ça
Ve Kuralsız takımı!
ldığında çıldırmıştır. Bir şarkı bir sahneye bu kadar iyi uyabilirdi. O kadar güzeldi ki, anlatmaya kelimeler yetmez.
Bir de fragmanlardan gördüğümüz 'Kutu'yu söylemeden bitirmek istemiyorum. Ben o Kutu olayını hem beğendim hem beğenmedim. Kitaptaki olayların direkt filme geçirilemeyeceğinin hepimiz farkındayız ve kitaptaki çoğu şeyi Kutu'nun bir araya getirmesi iyi olmuş. Kutu'nun kurgusunun akıllıca olduğunu da söylemem gerek. Sevmeme sebebim ise kitaba sadık kalınmaması oldu. Kutu olduğu için birçok şey filme yansıtılamadı diye düşünüyorum.
Kuralsız, tek başına değerlendirdiğinizde güzel bir film. Ancak Kuralsız, kitaptan uyarlama bir film ve kitaba göre değerlendirmek daha mantıklı olur. Kitapla değerlendirildiğinde pek beğendiğimi söyleyemem. İyi yönleri kesinlikle vardı ama sonuçta bir kitabı film yapıyorsunuz ve kitaba sadık kalmıyorsanız, kitaptan uyarlama yapmak biraz saçma geliyor. -umarım demek istediğimi anlatabilmişimdir-
Sonuç olarak, gidip izleyin derim. Vakit kaybı sayılacak bir film asla değil. Bir de sizlerle Insurgent Soundtrack'tan birkaç favori şarkımı paylaşmak istiyorum. Dinlemenizi kesinlikle öneririm!

1 Mart 2015 Pazar

Karanlıkta Buldum Seni / A. Meredith Walters Kitap Yorumum

11:28:00 5 Comments
KARANLIKTA BULDUM SENİ
Özgün Adı: Find You In The Dark
Yazar: A. Meredith Walters
Yayınevi: Go!
Goodreads Puanı: 4.03
Sayfa Sayısı: 450
Arka Kapak Yazısı: 
"Sen beni karanlıkta buldun ve kendimden kurtardın. Seni sonsuza dek seveceğim.
Maggie Young, kendi deyimiyle, küçük bir kasabada, süper not ortalaması ve sıradan okul aktiviteleriyle yaşayıp giden sıradan bir kızdır. Normal bir ailesi, normal bir okulu, normal arkadaşları, kısacası normal bir hayatı vardır. On sekiz yaşına girmek için gün sayan Maggie, artık sıra dışı bir şeyler yaşamak, tutkuyla sevebileceği bir şeylere sahip olmak ister. VE KADER KARŞISINA CLAYTON REED'İ ÇIKARTIR...
Clayton Reed. Kasabadaki yeni çocuk. Kimseye yüz vermeyen gizemli yakışıklı Geçmişinden kaçıp sığındığı bu küçük kasabada her şeyden ve herkesten uzak durmaya kararlı. MAGGIE HARİÇ...
Geldiği küçük kasabada herkesten köşe bucak kaçan Clayton, dış dünyayla arasına kalın duvarlar örse de Maggie o duvarların arkasında ne olduğunu öğrenmeye kararlıdır. Çünkü tanıdığı hiç kimseye benzemeyen bu gizemli yabancıya deliler gibi aşık olmuştur. Ama o duvarların ardında yaşananlar Maggie'nin tahmin edebileceğinden çok daha korkunçtur. Clayton çok geçmeden adeta bir kelebek gibi Maggie'nin ışığına kapılıp özgürleştiğini sanır, Maggie ise Clayton'ın karanlığına hapsolur. Gün geçtikçe büyüyen karanlık, ikisinin de yavaş yavaş yutarken onlar aşklarının her şeyin üstesinden geleceğine inanmaya devam eder. Çünkü delice bir aşktır onlarınki. Ya da belki sadece delilik.
New York Times çok satan yazarı A. Meredith Walters'tan kırık bir "ilk aşk" hikayesi...
***
Herkese yeniden merhaba! Bu yazımda sizlere Karanlıkta Buldum Seni kitabı hakkındaki düşüncelerimden bahsedeceğim. 
Karanlıkta Buldum Seni'yi bana ilk olarak arkadaşım önermişti. Daha doğrusu instagramdaki alıntıları görmüş, bana da göstermişti. O alıntılar kitabın klişe olduğunu düşünmem için yeterliydi ancak yine de ister istemez bir merak oluşmuştu içimde.
Kitabı aldım, ilk 200 sayfasını okudum sonra arkadaşım beraber okuma önerisiyle gelince onu beklemek için bıraktım, sonra arkadaşım beni bekledi ve en sonunda bu akşam ikimizde Karanlıkta Buldum Seni'yi bitirdik! Ve heme blog yazısını yazmak için bilgisayar başına oturdum.
Karanlıkta Buldum Seni, tıpkı arka kapakta yazdığı gibi hayatının monotonluğundan sıkılmaya başlayan ve biraz olsun heyecan arayan Maggie May Young'ı anlatıyor. -Anne ve babasının ona her seferinde Maggie May demesi çok fazla hoşuma gitti, onu da hemen söyleyeyim!- Ve bir gün okula yeni gelen bir çocukla karşılaşıyor. Clayton Reed. Clayton, en başlarda o alışık olduğumuz kötü çocuk imajını sergiliyor. Gizemli, kimseyle konuşmayan ve Maggie, onunla iletişime geçmeye çalıştığında onu tersleyen. Ama daha sonra Maggie, onun o aşılmaz duvarlarını yıkmayı başarıyor ve asıl hikaye buradan sonra başlıyor.
Kitabın başlarını fazlasıyla klişe bulduğumu söylemem gerek ki sanırım bunu anladınız. Hayatından sıkılmış kızın okula yeni gelen çocukla yaşadığı heyecanlı aşk bir yerden sonra insanı sıkıyor. Ama Karanlıkta Buldum Seni, bir yerden sonra klişeliği elinden bırakıyor ve sizi daha heyecanlı bir kurguya sürüklüyor. 
Spoiler vermemek için kendimi zor tutuyorum ve yorumun devamını nasıl getireceğimi bilemiyorum. 
Karanlıkta Buldum Seni'deki en gereksiz bulduğum ya da en sıkıldığım kısım Clayton ve Maggie'nin sevgili olduktan sonra Clayton'ın yaptığı o anlamsız kıskançlıklar ve tripler. Evet, Clayton Reed, feci şekilde Maggie'ye trip attı, hem de birkaç kez. Buna ne tepki vereceğimi bilemedim ama bütün o anlamsız kıskançlıklar ve triplerin nedeninin ne olduğunu öğreniyorsunuz. 
Maggie, bir yerden sonra yaptıklarıyla, yani Clayton'a karşı davranışları ve ona hayır demesiyle sevdiğim karakterlerden biri oldu. Sevmediğim yönleri olmadı mı? Kesinlikle oldu. Mesela, Clayton'a hayır dedikten sonra, Clayton'ın ona yaptığı güzel hareketler sonucu evet moduna geçmesi sinir bozucuydu.
Clayton Reed hakkında ne düşüneceğimi bilmiyorum. Onu yaptığı bazı şeylerden dolayı sevmiyorum ama bazı durumlarda da onu sevmemenin ona haksızlık olacağını düşünüyorum. Çok zor bir durum.
Kitabın sonu hakkında daha farklı düşüncelerim vardı. Muhtemelen okurken sizlerde bu şekilde düşüneceksiniz. Kitabın sonundaki mektup beni bitirdi diyebilirim. Kitapla ilgili en çok sevdiğim şey o mektup oldu.

Seri hakkında da şöyle bir bilgi vermekte fayda var. Karanlıkta Buldum Seni serisi, iki kitap ve iki yan kitaptan -novella- oluşuyor. İkinci kitabın adı; Light in The Shadows. Novellaların adı ise; Cloud Walking (1.5) ve Warmth in Ice (2.5) Umuyorum ki Go! bizleri fazla bekletmeden ikinci kitabı çevirir. Ve novellaları da unutmaz!
Sonuç olarak kitap hakkında oldukça kararsızım. Sevdim mi sevmedim mi kara veremiyorum. Rachel ve Daniel'i oldukça fazla sevdim. Ama kitabın ilk başlarındaki klişe ve sevgili olduklarından sonraki bazı yerler beni rahatsız etti. Okumanızı önerir miyim? Okumazsanız bir şey kaybedeceğinizi düşünmüyorum ama eğer karanlık aşk hikayelerini seviyorsanız, hoşunuza gidecek bir roman. 
"Şimdi ve her zaman benim tüm hayatım olacağını bil yeter. Sen beni karanlıkta buldun ve kendimden kurtardın. Nasıl bir insan olmak istediğimi gösterdin bana, ben de şimdi o insan olmak için çabalıyorum. Hem senin hem kendim için." -Clayton Reed (Belki de kitaptaki hem en güzel hem en hüzünlü hem de en mutluluk verici kısımdı.)
Puanım; 3/5 (Beğendim!)