26 Ağustos 2015 Çarşamba

Disney Kitap Etiketi | #2

10:59:00 0 Comments
Herkese yeniden merhaba! Bugün neredeyse çoğu booktuber'ın yaptığı Disney Kitap Etiketi'ni, blogumda yapmaya karar verdim. Gerçekten izlemesi ayrı keyifli olan bu etiketin sorularını cevaplamak da ayrıca keyifliydi. Umarım sizlerde keyifle okursunuz!
***
Küçük Denizkızı: Kendini yaşantısından tamamen aykırı bir dünyada bulan, 'sudan çıkmış balık' misali bir karakter?
> Bunun için cevabım Uyumsuz'dan Tris oldu. Çünkü Fedakarlık topluluğunun sakin ve özverili yaşantısından bir anda Cesurluk'a geçiyor, oradaki düzene uyum sağlamaya çalışıyor. Bana göre Tris, Cesurluk'taki ilk zamanlarında tam anlamıyla sudan çıkmış balıktı!
Ruby
Cinderella: Büyük bir değişim geçiren bir karakter?
> Bu soru için aklıma Karanlık Zihinler'den Ruby dışında kimse gelmedi diyebilirim. Henüz Buz Kapanı'nı okumamış olsam da Ruby'nin, ilk kitap olan Karanlık Zihinler'in ilk sayfasından son sayfasına büyük bir değişim geçirdiğini söyleyebilirim
Snow White: Çeşit çeşit karakteri olan bir kitap?
> Gecenin Gölgesi.Çünkü geçmiş zamanda geçen bir kitap. Ana karakterlerden Matthew'un 1590 İngiltere'sindeki dostları, cadı toplulukları ve hatta dönemin Kral ve Kraliçeleri de kitapta geçmekteydi. Karakter çeşitliliği oldukça fazla olan bir kitaptı.
Uyuyan Güzel: Uyuyakalmanızı sağlayan bir kitap?
> Kitaplığımda beni uyutacak kadar sıkan/sevmediğim bir kitap yok. Ama okurken çok sıkıldığım, sıkıntıdan patlayacak seviyeye geldiğim kitaplar tabii ki var. Bu kitap da Zehir Ustası ki zaten oldukça uzun bir sürede bitirdiğim bir kitaptı. Sevmedim diyemem ama beni oldukça yoran/sıkan bir kitaptı.
Aslan Kral: Çocukluğunda travmatik olaylar yaşamış bir karakter?
> Bunun için Harry Potter ve Zehir Ustası'ndan Yelena arasında kaldım. Harry daha bebekken annesi ve babası öldürülüyor, ona kötü davranan teyzesi ve eniştesiyle yaşamak zorunda kalıyor; bu yüzden Harry demek istiyorum. Yelena da çocukken kaldığı yetimhanede oldukça kötü şartlarda yaşıyor. Yetimhanenin sahibi ve onun oğlu Yelena'ya işkence ediyor. Bu yüzden de bu soru için aklıma Yelena da geldi.
Güzel ve Çirkin: Seni ebatlarıyla korkutan ama sonunda hikayesini güzel bulduğun canavar gibi bir kitap?
> Kitaplığımda pek fazla canavar gibi kitap yok. Olanlardan da ben pek korkmuyorum açıkçası. Ama ilk aldığım zamanlarda Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı'ndan oldukça fazla korktuğumu hatırlıyorum; sanırım altıya veya yediye gidiyordum. 1114 sayfa, korkmamak elde değil!
Aladdin: İyi ya da kötü de sonuçlansa dileği gerçekleşen bir karakter?
> Bu soru için fazlasıyla zorlandım. Ama en sonunda benim oldukça fazla sevdiğim kitaplardan biri olan Eğer Yaşarsam'dan Adam'ı seçtim. Okuyanlar belki neden Adam'ı seçtiğimi anlamışlardır. Okumayanlar için de spoiler olacağı için söylemek istemiyorum.
Mulan: Olmadığı biri gibi davranan bir karakter?
> Tabii ki Severus Snape. Hangimiz son kitapta gerçekleri öğrendiğimizde ağlamadık ki?
Oyuncak Hikayesi: Karakterlerinin hayata gelmesini istediğin bir kitap?
> Çevrimiçi Kız. Ben bu kitabı ve karakterlerini gerçekten çok seviyorum. Ve bu oldukça tatlı ve harika karakterlerin hayata gelmesini gerçekten isterim. Penny ve Elliot ile oldukça iyi arkadaş olabilirim sanırım!
Disney Descendants: En sevdiğin kötü karakter?
> Karanlık Zihinler'den Clancy Gray! Bir kötü ancak bu kadar harika olabilir. Gerçekten, kurguya dahil olduğu ilk andan beri bayılıyorum!
***
Evet, benim Disney Kitap Etiketim bu şekildeydi. Özel olarak kimseyi etiketlemiyorum. Yapmak isteyenler, etiketlemişim sayabilirler.
Sizin yazıda okuduğunuz karakterler/kitaplar hakkındaki fikriniz neler? Sizler de benim gibi mi düşünüyorsunuz, aşağıya yorum olarak atarsanız çok sevinirim! 

22 Ağustos 2015 Cumartesi

Yaz Boyunca Neler Yaptım? | Buralarda Yokken #1

09:23:00 4 Comments
Herkese yeniden merhaba! Bugün biraz farklı bir içerikle karşınızdayım. Şu sıralar İzmir'de havalar boğucu bir şekilde sıcak. Havalar bu şekilde olduğunda da kitap okuma isteğim ister istemez sıfıra iniyor. Bu yüzden de sadece yaz için değil, kitap okuyamadığım dönemlerde neler yaptığımla ilgili bir seri haline getirmek istediğim 'Buralarda Yokken' isimli yazılar paylaşmaya karar verdim. Bu sayede kitap okuyamadığım dönemlerde de blog boş kalmamış olacak!
Haziran'dan beri toplam altı kitap okumuşum. Zaten hepsinin yorumunu paylaşmıştım. Okuduğum altı kitabı da çok beğendim. 2015'in başından beri hep güzel kitaplar okudum diyebilirim. Düşük puan verdiğim kitapların sayısı oldukça az.
Ama yazın kitap okumaktan çok dizi izledim. Önce ilkbahar gibi başladığım Once Upon A Time'ı bitirdim. Bu dizi mükemmel! Yani OUAT'ı anlatacak başka bir kelime yok. Peri masallarını seviyorsanız mutlaka izlemeniz gereken bir dizi. OUAT'ta bildiğiniz bütün masal karakterleri Kötü Cadı tarafından yapılan bir lanetle dünyamıza, kimliklerini unutarak gönderiliyorlar. Pamuk Prenses ve Yakışıklı Prens'in kızı ise bu laneti bozup, herkese kendi mutlu sonlarını verebilecek tek kişi. Mükemmel değil de ne? Son sezonda benim en sevdiğim animasyonlardan biri olan Frozen'ın karakterlerinin de gelmesiyle dizi mükemmellik seviyesini aşıyor diyebilirim. Yüzde yüz önerebileceğim dizilerden birisi.
Bitirdiğim bir diğer dizi ise Reign oldu. Aslında Reign'in ikinci sezonunu belirli bir bölüme kadar izlemiştim ama sonra araya girdiğinde ve sınavlarım başladığında, sezon sonuna kadar izleyememiştim. Yazında ikinci sezonu tekrar izledim ve bu diziye tekrar aşık oldum. Reign tarihi bir dizi. İlk sezonu İskoç Kraliçe Mary Stuart'ın, Fransız Sarayı'nda yaşadıklarını anlatıyor. İşte Kral Francis ile evlilik süreci gibi konular. Ama dizinin asıl güzelleştiği sezon ikinci sezondu diyebilirim; her ne kadar sezon finalinde saçmalasalar da. İkinci sezonun güzel olmasının en büyük nedeni hiç kuşkusuz Prens Conde'nin diziye gelmesi ve Kraliçe Mary'le aralarında başlayan aşktı. Her ne kadar Francis'i çok sevsem de Conde ve Mary, en sevdiğim çiftlerden biri oldu diyebilirim. Üçüncü sezon bana göre iki ve birden binlerce kat daha güzel olacak. Bunun nedeni I. Elizabeth'in diziye gelişi ve Catherine de Medici ile -ki kendisi dizinin en harika karakteridir- birlik olacak olmaları. Eğer biraz da olsa tarihi seviyorsanız ve Avrupa tarihi ilginizi çekiyorsa Reign'e bir şans vermelisiniz.
Ayrıca şu sıralar 2012 gibi izlediğim ama nedensizce yarım bıraktığım Pretty Little Liars'ı tekrar izliyorum. Bu dizi zaten anlatılmaz izlenir diyebileceğim bir dizi. İzlediğim en harika dizilerden. Bir kere oyuncuları çok harika. Kurgu mükemmel. Senaristlerin sizi her zaman ters köşe yapacağını biliyorsunuz ve bu diziyi izlemeye devam etmenize sebep oluyor. Pretty Little Liars'da baş karakter olarak Aria, Hanna, Emily ve Spencer olmak üzere dört karakter var. Ve en yakın arkadaşları olan Alison bir gece gizemli bir şekilde kayboluyor ve bu dört kız birbirlerinden kopuyor. Bir yıl sonra Alison'ın cesedinin bulunmasıyla beraber dört ana karakter tekrar bir araya geliyor. Ve gizemli bir -A kişisinden, kimsenin bilmediği -Alison dışında- sırlarıyla ilgili mesajlar alıyorlar. Ve dizi altı sezon boyunca devam ediyor. Daha fazla PLL'den bahsetmek istemiyorum çünkü buraya bir sürü spoiler yazabilirim ve bunu kimse istemez.
Yaz boyunca dizi izlemek ve az sayıda kitap okumak dışında çoğunlukla Youtube'da takıldım. Uzun zamandır Türk veya yabancı 'beauty vlogger'ları izliyorum. Geçtiğimiz kış Michelle Phan'ı keşfetmemle bu ilgim başladı. O aralar sadece Michelle'i izliyordum ama sonra çok kaliteli videolar çeken Türk vloggerları keşfettim. Ve bu çığ gibi büyüdü ve şu anda Youtube'daki neredeyse bütün beauty vlogger'ları en az bir kere izlemişimdir. Bu sayede de makyaj konusunda fazlasıyla bilgilendim. Artı olarak bir sürü güzel bakım ürünü de keşfettim. Ama bütün bunları bir kenara bırakırsak bu tarz videoları izlemek aşırı keyifli. Şu sıralar favorim olan kanalların linkleri ise şu şekilde; Duygu Özaslan, Jaclyn Hill, Kaushal Beauty, Nikki Tutorials. Eğer bu tarz videolara karşı ilginiz varsa bu kanallara bakmanızı mutlaka öneririm.

Her yaz olduğu gibi bu yazda Wattpad'de hikayeler okumaya devam ettim. Şunu da söylemek isterim ben Wattpad'de yazılmaya başlanan ve sonrasında basılan kitapların çoğundan pek hoşlanmıyorum. Bu hikayelerin/kurguların Wattpad'de kalması gerektiğini düşünüyorum. Elbette benim için de birkaç istisna var, kitaplığımda Wattpad'den basılmış kitaplar var ama bazılarının gerçekten bunu hak etmediğini düşünmekteyim. Neyse, dediğim gibi Wattpad'de hikayeler okumaya devam ettim. Bu yaz en sevdiğim ve yeni bölüm beklerken eski bölümlerini okumaya devam ettiğim, benim için yeri oldukça farklı bir hikayeyi sizlerle paylaşmak istiyorum; Merve Akıncı'dan Efsunlu Adamlar! ( tık tık ) Efsunlu Adamlar, gerçekten oldukça tatlı ve yüzünüzde bir gülümsemeyle okuyabileceğiniz tam yaz mevsimi için bir hikaye.
Bir diğer Wattpad favorilerim ise fan hikayeleri. Bunlar, yerli bir dizi olan Güneşin Kızları'nın fan hikayeleri. Wattpad'de kaliteli ve güzel fan hikayeleri bulmak birazcık zor. Ama linklerini bırakacağım hikayeler Wattpad fan hikayeleri kapsamında gerçekten kaliteli sayılacak hikayeler. Birinci hikaye; Eda Söğütlü'ye ait Ah Bu Ben ( tık tık ). İkinci olarak da; @aglaila kullanıcısına ait Hypnotic isimli hikaye. ( tık tık )
Yaz tatilim çoğunlukla bu şekilde geçti diyebilirim. Sizler yaz boyunca neler yaptınız? Hangi kitapları okudunuz veya dizileri izlediniz? Aşağıya yorum olarak, dizi/kitap/hikaye önerilerinizi bırakırsanız çok sevinirim. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere!

11 Ağustos 2015 Salı

Çevrimiçi Kız / Zoe Sugg Kitap Yorumum

05:31:00 7 Comments
ÇEVRİMİÇİ KIZ
Özgün Adı: Girl Online
Yazar: Zoe Sugg
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Goodreads Puanı: 3,78
Sayfa Sayısı: 358
Arka Kapak Yazısı:
"Penny'nin bir sırrı var.
Penny, Çevrimiçi Kız rumuzuyla arkadaşlık, erkekler, çılgın ailesi ve hayatını ele geçirmeye başlayan panik ataklarla ilgili hislerini blogunda paylaşmaktadır. İşler iyice sarpa sarınca, ailesi hava değişiminin Penny'ye iyi geleceğini düşünerek onu hemen New York'a götürür. Burada, muhteşem yakışıklı gitarist Noah'ya ilk görüşte aşık olan Penny, aralarında geçen her şeyi blogunda anlatmaya başlar.
Ancak Noah'nın da bir sırrı vardır; Penny'nin herkesten gizlediği blogger kimliğini ve en yakın arkadaşıyla ilişkisini tehdit edecek kadar büyük bir sır..."
***
Herkese yeniden merhaba! Bugün sizlerle ilk sayfasını okuduğumdan beri bayıldığım bir kitap olan Çevrimiçi Kız yorumumu paylaşacağım.
Çevrimiçi Kız, Youtube'dan tanıyabileceğiniz Zoe Sugg'ın ilk romanı; ayrıca kendisi Zoella bloğunun da sahibi. Zoe benim izlediğim ilk yabancı youtuber ve yeri benden çok ayrı diyebilirim. Çıktığı zamandan beri Çevrimiçi Kız'ı okumayı çok istiyordum. Ve sonunda Pegasus Yayınları Çevrimiçi Kız'ı yayımladı!
Ana karakterimiz Penny bir blogger. Çevrimiçi Kız rumuzuyla hayatıyla ilgili yazılar paylaştığı bir blogu var. Çevrimiçi Kız olduğunu bilen tek kişi en yakın arkadaşı Elliot -ki kendisi kitabın en harika karakteridir. Penny, yakın geçmişte ailesiyle birlikte bir trafik kazası yapıyor ve bu kazadan sonra panik atakları başlıyor. Birkaç bir şey daha olduktan sonra Penny ailesi ve Elliot ile birlikte New York'a gidiyor. Ve burada Noah ile tanışıyor.
Kitabın konusu bu şekildeydi. Gerçekten ağır bir konusu, karmaşık ilişkileri ve gıcık karakterleri
olmayan bir kitap. Tam bir yaz kitabı diyebiliriz; her ne kadar kitap yaz mevsiminde değil de Noel'de geçse de.
Karakterlerden biraz söz etmek istiyorum. Karakterlerin hepsi oldukça tatlıydı. Zaten eğer birkaç tane Çevrimiçi Kız yorumu okuduysanız herkesin bu kitap hakkında 'tatlı' dediğini biliyorsunuzdur. Gerçekten Çevrimiçi Kız kitabını anlatabilecek tek kelime tatlı!
Penny Porter okuduğum ve kendime en yakın gördüğüm karakterlerden biriydi. Sadece blogger olması değil, biraz çekingen olması da Penny'i kendime yakın görmemdeki en önemli sebep. Bahsettiğim gibi Penny, gizli bir kimlikle blog yazıyor. Bunun dışında fotoğraf çekmek en sevdiği şeylerden birisi ve kitapta diğer karakterler Penny'nin gerçekten iyi bir fotoğrafçı olduğunu söylüyor.
Noah ise kitabımızın Beyaz Atlı Prens'i. Bir gitarist. Penny'le, New York'ta tanışıyorlar ve birlikte vakit geçiriyorlar. Ama Noah'nın bir sırrı var. Ve bu Penny'le olan ilişkilerine zarar verebilir. Noah benim en sevdiğim erkek karakterlerden biri oldu. Penny'le tanışıp yakınlaştıktan sonra oldukça tatlı şeyler yaptı. Noah gerçekten ponçik bir karakterdi. Sakladığı sır yüzünden onu suçlayamıyorum bile!
Zoe Sugg & Tyler Oakley
Ve gelelim en sevdiğim karakter olan Elliot'a. Elliot'u ilk okuduğumda aklıma direkt Tyler Oakley geldi -Tyler da Zoe gibi bir youtuber, oldukça eğlenceli videoları var, kanalına bakmanızı öneririm. Sanırım yazarın Zoe olmasından dolayı aklıma Tyler geldi ama bana oldukça fazla onu anımsattı. Elliot'u sevmemin bir diğer nedeni de bu zaten. Elliot oldukça enerjik ve neşeli bir karakter. Penny'le aralarındaki dostluğa hayran kaldım diyebilirim. Ayrı evlerde yaşamalarına rağmen yatak odalarının bir duvarı birleşik ve onlar da belirli sayıda duvara vurarak haberleşebiliyorlar. Mesela üç vuruşun anlamı 'size gelebilir miyim?' Harika değil mi? Elliot gerçekte okunması çok zevkli bir karakterdi.
Kitaba gerçekten büyük bir beklentiyle başladım. Bir şekilde zaten harika bir kitap okuyacağımı biliyordum. Bunun Goodreads puanı veya okuyucu yorumlarıyla bir alakası yok. Bu tamamen Zoella sevgimden kaynaklanan bir şey.
Dediğim gibi içeriğin/kurgunun harika olacağını biliyordum. Ama bu kadar tatlı olacağını ben de düşünmemiştim. Günümüz peri masalı gibiydi. Yani bu doğru örnek olmayabilir ama bana okurken peri masalı okuyormuşum hissi verdi. Olaylar fazlasıyla ilham vericiydi ve sürekli okumak isteyeceğim bir kurguydu.
Penny'nin blog yazılarını aşırı derecede sevdim. Hangi alıntıya post it koyacağımı bilemediğim için de blog yazılarının olduğu bütün sayfalara post it koydum ve emin olun en iyi çözüm buydu. Blog yazıları fazlasıyla ilham vericiydi.
Çevrimiçi Kız, kurgusu, yazarın anlatımı ve karakterleri düşünüldüğünde gerçekten sevdiğim bir kitap oldu. Kısa sürede bitebilecek ve kurgusuyla sizi fazlasıyla mutlu edebilecek bir kitap. Ayrıca, kısa süre önce Çevrimiçi Kız'ın ikinci kitabının ismi ve kapağı Zoe tarafından paylaşıldı. (Yan tarafta kapağı görebilirsiniz.) Goodreads'te kitabın yayım tarihi olarak da Ekim ayının 22'si yazılmış. Yani kitap yurt dışında kısa süre sonra yayımlanacak, umuyorum ki ülkemizde de yakın bir tarihte çıkar.
Sonuç olarak Çevrimiçi Kız, benim için 2015'in en iyi kitaplarından biri oldu diyebilirim. Hafif bir kurgusu var ve sizi reading slump'tan çıkartabilecek bir kitap. Eğer tatlı kurguları da seviyorsanız, Çevrimiçi Kız'a mutlaka bakın derim!
Puanım; 5/5
Çevrimiçi Kız, çevrimdışı olur mucks.

6 Ağustos 2015 Perşembe

Kitap Melezleri ile Blog Turu #2 Cennetin Rengi / E. V. Mitchell Kitap Yorumu + Okumak İçin Nedenler

04:00:00 0 Comments
CENNETİN RENGİ
Özgün Adı: The Color of Heaven
Yazar: E. V. Mitchell (Julianne MacLean)
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Goodreads Puanı: 3,92
Sayfa Sayısı: 334
Arka Kapak Yazısı:
"Cennetin rengi nedir? Sonsuz Mavi... Saflığın temsili Beyaz... Huzurun diğer adı Yeşil... Peki sizin renginiz nedir?
Sophie Duncan herkesin hayalini kurduğu bir hayatı yaşıyordur. Başarılı olduğu bir işi, mutlu bir yuvası ve bu yuvayı neşesiyle taçlandıran bir de iki yaşında kızı vardır. Ancak bir gün aldığı bir haberle tüm dünyası altüst olur. O zamana kadar yaşadığı hayatın bir yalandan ibaret olduğunu anlayan Sophie, artık kaderini karşılama vaktinin geldiğinin farkındadır. Yok saydığı annesiyle yüzleşerek geçmişindeki sırların kilidini açacaktır. Ve öyle bir an gelecektir ki gerçekten yaşamakla sevmenin ne demek olduğunu doğaüstü bir olayla keşfedecektir. 
Cennetin Rengi her zaman umut vardır dedirten muhteşem bir hikaye. Aşkın gücünü, kendini yeniden keşfetmeyi, kalp kırıklığını ve iyileşmeyi anlatan bu romanı okurken, sayfaların akıp gittiğini anlamayacaksınız."
***
Herkese yeniden merhaba! Bugün Kitap Melezleri olarak okuduğumuz ikinci kitap olan Cennetin Rengi yorumumu paylaşmak için yazıyorum.
Bildiğiniz üzere, Kitap Melezleri adı altında bir blog turumuz var ve Ağustos'un 3ü ve 8i arasında Cennetin Rengi kitabının turunu yapıyoruz. Bugün turumuzun dördüncü günü ve kitap yorumumla Cennetin Rengi'ni okumanız için nedenleri sizlerle paylaşacağım!
Cennetin Rengi'nde Sophie'nin hikayesini okuyoruz. Sophie'ye göre yaşadığı hayat peri masalları gibi. Herkesin imrendiği bir hayatı yaşıyor Sophie. İyi bir kariyeri, mutlu bir yuvası ve iki yaşında bir kızı var. Her şey Sophie için oldukça harika ilerliyor. Ancak bir gün, hayatında güzel olan her şey tek tek yıkılmaya başlıyor. Ve zaten bütün her şey bundan sonra başlıyor. Sophie, yıllar önce onu terk eden annesinin yanına gitmeye karar veriyor ve onları terk etmesinin sebebini annesinden dinlemeye başlıyor.
Konuyu spoilersız daha farklı bir şekilde nasıl anlatırım inanın bilmiyorum. Çünkü kitabı okurken oldukça fazla şaşırdığım ve spoiler olabileceğini düşündüğüm yer vardı.
Kitapla ilgili düşüncelerime gelecek olursak:
Cennetin Rengi'ne bana ulaştığı günün akşamı hemen başladım. Kitabın kapağı ve iç düzenine o kadar hayran kalmıştım ki hemen başlamak istemiştim. Okumaya başladığım akşam kitabı yarıladım. O akşam kitabı bitirebilirdim de ama kitabın ilk kısımları o kadar hüzünlüydü ki daha fazla ağlamak istemediğim için kitabı bırakmıştım. Evet, kitapta oldukça fazla ağladım! Ertesi günde kalan yarıyı okuyup kitabı bitirdim. Normalde kitapları böyle kısa sürede bitirdiğimde pişman olurum, daha fazla günde okusaydım da daha uzun süre bu hikayenin içinde kalabilseydim diye düşünürüm. Ama Cennetin Rengi için böyle bir şey hissetmedim. Daha uzun sürede okusaydım kitabın beni bu kadar büyülemeyeceğini düşünüyorum.
Cennetin Rengi oldukça akıcı bir kitap. Yazarın oldukça akıcı bir dili var. Kurgu okurken sizi yormuyor. 
Kitapta iki farklı hikayeyi okuma şansı buluyorsunuz. Öncelikle Sophie'nin hikayesiyle başlıyorsunuz ve sonra Sohie'nin annesinin yanına gitmesiyle, annesi Cora kendi hikayesini anlatıyor. Açıkçası ben Cora'nın hikayesini okumayı daha çok sevdim. Özellikle Matt -hikayedeki yerini söylemem biraz spoiler gibi olabilir- en sevdiğim karakter oldu diyebilirim.
Cennetin Rengi, 8 kitaplık bir serinin ilk kitabı. Ama bu 8 kitap birbirinden bağımsız kurgulara ve karakterlere sahip. İkinci kitap olan The Color of Destiny (Kaderin Rengi) geçtiğimiz günlerde Arkadya Yayınları etiketiyle satışa çıktı. Cennetin Rengi'ni bu kadar sevmişken sanırım Kaderin Rengi'ne de bir şans vereceğim. Serinin diğer kitaplarını ise aşağı kısımda bulabilirsiniz.


5 Maddede Cennetin Rengi'ni Okumanız İçin Nedenler;
  1. Yürek burkan hikayeleri seviyorsanız, Cennetin Rengi tam olarak aradığınız kitap. Kitabı okurken çoğu yerde ağladım. Ağlamadığım zamanlarda da fazlasıyla üzgün hissettim. Çünkü yazarın anlattığı her iki hikayede de üzücü şeyler var.
  2. Akıcı bir kitap arıyorsanız, Cennetin Rengi incelemeniz gereken kitaplardan birisi. Yazarın dili oldukça akıcı. Okurken sayfaların nasıl geçtiğini bile anlamıyorsunuz.
  3. Ağır kurgulardan hoşlanmıyorsanız, size önerebileceğim kitaplardan birisi Cennetin Rengi olur. Yazar, fazla ağır bir kurgu işlemiyor. Okurken anlayamadığınız bir şey olmuyor ve bu da akıcılığı beraberinde getiriyor.
  4. Kapak ve iç tasarıma önem veriyorsanız, Cennetin Rengi'nin kapağına bakmanızı öneririm. Çünkü oldukça güzel bir kapak tasarımı var. Kitap bana ulaştığında kapağının ve iç düzeninin ne kadar güzel olduğu düşünmüştüm.
  5. Ve son olarak kitaplarda yazım hatalarına dikkat ediyorsanız, Cennetin Rengi sizden tam puan alacaktır. Bu konuda oldukça dikkatliyimdir ve Cennetin Rengi'nde neredeyse hiç hata olmadığını söyleyebilirim. 
Böylece blog turumuzun dördüncü gününü tamamlamış oluyorum. Arkadya Yayınlarına bize destek oldukları ve turu hazırlama sürecimizde bize oldukça nazik davrandıkları için çok teşekkürler! 
Ayrıca, instagram hesabımızda çekilişle 3 kişiye bu güzel kitabı hediye ediyoruz. Çekilişe katılmayı unutmayın! Çekiliş sayfası için bir tık!

Diğer arkadaşlarımın Cennetin Rengi ile ilgili yorumlarını okuyabilmeniz için tur takvimimizi aşağıda bulabilirsiniz :)
3 Ağustos | Kitap Yorumu + Ön Okuma | Okur da Okur
4 Ağustos | Kitap Yorumu + Alıntılar | Kitaplı Dünyam
5 Ağustos | Kitap Yorumu + Yurt Dışı Kapakları | Siyahsimsiyah Kitap
6 Ağustos | Kitap Yorumu + Okumak İçin Nedenler | Açelya'nın Kitapları
7 Ağustos | Kitap Yorumu + Yazar Tanıtımı | Kitaptan Blog
8 Ağustos | Kitap Yorumu + Vlog | Çizen Okuyucu


2 Ağustos 2015 Pazar

Kurucunun Kızı / Amy Engel Kitap Yorumum

05:38:00 0 Comments
KURUCUNUN KIZI

Özgün Adı: The Book of Ivy

Yazar: Amy Engel
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Goodreads Puanı: 4.25
Sayfa Sayısı: 270
Arka Kapak Yazısı:
"Dehşet verici bir nükleer savaş sonrası Amerika Birleşik Devletleri büyük ölçüde yok edilmiş, sadece küçük bir grup hayatta kalmıştı. Geriye kalanları kimin yöneteceği konusunda Lattimer'lar ve Westfall'lar arasında çıkan savaşı Westfall ailesi kaybetmişti. Ve beş yıl sonra barış ve kontrol, her yıl yapılan bir törenle kaybeden tarafın kızları ile kazanan tarafın erkeklerinin evlendirilmesiyle sağlanmaktaydı.
Bu yıl benim sıram gelmişti.
Benim adım Ivy Westfall ve görevim basitti. Başkan'ın oğlunu, müstakbel kocamı öldürmek ve Westfall ailesinin gücünü geri kazanmasını sağlamak.
Ama görünen o ki, Bishop Lattimer ya çok yetenekli bir oyuncu ya da ailemin iddia ettiği gibi kalpsiz, zalim bir çocuk değil. Hatta beni bu dünyada gerçekten anlayan tek kişi bile olabilir. Ama kaderimden  kaçmama imkan yok. Ben Westfall mirasını geri alacak kişiyim. 
Çünkü Bishop ölmeli. Ve onu öldüren ben olmalıyım..."
***
Herkese yeniden merhaba! Bugün sizlerle Kurucunun Kızı yorumumu paylaşmaya geldim.
Kurucunun Kızı, yayımlandığı günden beri instagramda sürekli karşıma çıkan bir kitaptı. Goodreads'te de iyi bir puana sahip ve okuyucu yorumları fazlasıyla olumlu yönde. Durum böyle olunca Kurucunun Kızı okunacaklar listeme girmiş oldu. Doğum günü hediyesi olarak Gecenin Gölgesi'ni almaya gittiğimizde sevgili teyzeciğim de bana bir kitap almaya karar verdi. Kurucunun Kızı'nı da rafta görünce başka hiçbir şeye bakmadan Kurucunun Kızı'nı aldık. İyi ki de almışız. Çünkü kitap harika!
Şimdi, önce konudan bahsedeyim. Kurucunun Kızı'nda bizi savaştan kurtulmuş bir grup bekliyor. Bu grubu Lattimer ailesi yönetiyor ancak bir de kurucu aile olarak bilinen Westfall'lar var. Bu iki aile geçmişte bu grubu kimin yöneteceğiyle ilgili bir savaşa girmiş ve savaşı Lattimer ailesi kazanmış. Bundan sonraki süreçte de iki aile arasında evlilikler olmuş. Ama bu evlilikler devlet tarafından belirlenen evlilikler. Kimin kiminle evleneceğine devlet karar veriyor ve yılın belirli zamanlarında bu evlilikler gerçekleştiriliyor. 
Gelelim ana karakterimiz Ivy'nin olaya dahil olduğu kısıma. Ivy, Westfall ailesinden ve Başkan Lattimer'ın oğlu Bishop ile evlenecek. Normalde, ablası Callie, Bishop ile evlenecekti ancak Bishop bunu istemiyor ve Bishop'la evlenecek kişi Ivy oluyor. Tek sorun var; bu normal bir evlilik olmayacak. Ivy'nin görevi, Bishop'u öldürmek ve ailesinin yeniden güç elde etmesini sağlamak. Bu bir spoiler değil, arka kapakta zaten yazıyor.
Konu genel hatlarıyla bu şekilde. Kitapla ilgili oldukça yoğun duygular içerisindeyim. Fazlaca beğendim ama bu beğeninin içinde çok fazla nefret, kin ve öfke var. Çünkü karakterlerin yaptığı şeylere sinir olsam
da bir yandan bunun yapılacak en mantıklı şey olduğunu düşünmem. Yani karakterlere istediğim gibi nefret kusamıyorum çünkü yaptıkları şeyler mantıklı şeyler ama saçma!
Ivy'i sevdiğimi söylemem gerek. Oldukça harika bir karakterdi. En başlarda değil de sonlara doğru güçlü bir karakter olduğunu gösteriyor. Kitabın başlarında babası ve ablası tarafından onların istediği şekilde düşünülmeye zorlanıyor. İşte tam da bu yüzden Ivy'nin ablası Callie'den ölesiye nefret ettim. Yani daha önce Callie kadar gıcık bir karakter okumadım diyebilirim. Okuyucular nefret etsin diye yazılmış bir karakter resmen. Özellikle kitabın sonuna doğru öyle gıcık edici bir şeyler yapıyor ki... O kısmı okurken kitabı fırlatasım gelmişti.
Bishop ise... Ah canım! Okuduğum en ponçik erkek karakterlerden birisiydi. Kitabı okumada
n önce yorumlarda, twitter/instagram'da falan hep Bishop diye çıldıranları görürdüm ve biraz abartıldığını düşünürdüm. Ama az bile yazılmış Bishop hakkında. O kadar harikaydı ki! Ivy'le olan iletişimi, yaptıkları... Bishop'ı anlatmaya kelimeler yetmez benim için yani öyle bir sevdim ki!
İkinci kitabın kapağı
Kurucunun Kızı oldukça güzel bir kitaptı. Kurgu ve karakterler oldukça iyi işlenmişti. Kitap Ivy'nin anlatımından ve onun duygu/düşünceleri okuyucuya çok güzel aktarılmıştı. Ancak -belki de kitabı okuyan çoğu kişi gibi- kitabın distopya yönü biraz zayıf kalmıştı. Yani kurgu güzel ve okurken fazlasıyla zevk alıyorsunuz ama kitabın türü distopya olmasına rağmen bunu hissedemiyorsunuz. Yine de yazar olay örgüsü ve karakterleriyle bu zayıf yönü toparlıyor diyebilirim.
Kurucunun Kızı fazlasıyla akıcı bir kitap. Okurken sayfaların nasıl geçtiğini gerçekten anlamıyorsunuz. Zaten kitabın belli bir kısmı Ivy'nin yaşadığı ikilemle ilgili. Ailesinin gücünü yeniden kazanabilmesi için Bishop'ı öldürmeli mi, yoksa öldürmemeli mi? Bu sorunun cevabını arıyor Ivy. Ve emin olun kitabın sonunda cevabı öğreniyorsunuz.
Kitabın sonuyla ilgili daha değişik bir beklentim vardı. Ama şu anki hali de oldukça iyiydi. İkinci kitabı okumak için sabırsızlanıyorum. Çünkü gerçekten olayların nasıl devam edeceğini, karakterlerin olan bütün her şeyden sonra nasıl yeniden eskisi gibi olacaklarını -eskisi gibi olacaklar değil mi?- aşırı derecede merak ediyorum.
Kurucunun Kızı, benim önerebileceğim bir kitap. Akıcı, kolay okunabilen, ponçik karakterlere sahip ve güzel bir kitap istiyorsanız Kurucunun Kızı'na bir göz atmanızı öneririm. Ayrıca oldukça yalın bir anlatıma sahip olduğu için reading slump döneminizi atlatmanıza yardımcı olabilecek bir kitap olması Kurucunun Kızı'nı daha da okunulası bir hale getiriyor.
Puanım: 5/5