, , , , ,

Çevrimiçi Kız Solo / Zoe Sugg Kitap Yorumum

ÇEVRİMİÇİ KIZ SOLO
Özgün Adı: Girl Online: Going Solo
Yazar: Zoe Sugg
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Goodreads Puanı: 4,05
Sayfa Sayısı: 334
Arka Kapak Yazısı: 
"Penny yeni okul yılına başlarken dünyayla tek başına yüzleşmeye hazırdır. Noah turneyi yarıda bırakmış,Penny dahil kimseye haber vermeden ortadan kaybolmuştur. Bu yüzden Penny yeni arkadaşlar edinme ve sanat okulunu da gezme umuduyla Megan'ın Londra'daki davetini kabul eder.
Genç kız, başkalarına destek olarak kendi sorunlarından kurtulabileceğini düşünür. Arkadaşlığına her zamankinden daha çok ihtiyaç duyan Elliot'a ve sahne korkusuyla boğuşan Posey'e yardım etmelidir. Peki, İskoç delikanlı Callum, Penny'i asıl derdinden kurtarabilecek mi? Noah'nın gölgesi peşini bırakmazken Penny yoluna devam edebilecek mi?"
***
Herkese yeniden merhaba! Bugün sizlerle benim çok sevdiğim serilerden biri olan Çevrimiçi Kız'ın sanırım son kitabı olan Çevrimiçi Kız Solo yorumumu paylaşacağım.
Çevrimiçi Kız, ilk kitabıyla benim gönlümü fethetmiş bir kitaptı.Entrikadan uzak, sıcacık ve masalsı bir kitaptı. İkinci kitabı da çok severek okumuştum. Üçüncü kitabını da seveceğimden emin bir şekilde aldım. Aslında şöyle komik bir şey var, kitaplardan uzak kaldığım şu bir sene içinde doğal olarak ÇK Solo'dan haberim yoktu. Bu seneki İzmir Kitap Fuarı'nda Pegasus standının önünden öylesine geçerken gördüm. Neredeyse çığlık atacaktım çünkü en sevdiğim serilerden birisi ve yeni kitabından haberim yok? Ama zaten fuara yalnızca çizgi roman alma amacıyla gittiğim için ÇK Solo'yu fuarda almadım. Fuarda almadığım gibi sonraki günlerde yine bu kitabın varlığını unuttum. Geçenlerde kitapçıda alacak bir kitap arıyorken görüp hemen aldım. Hızlı okuyabileceğim ve beni yeniden eski okuma tempoma döndürecek bir kitap arıyordum. Çevrimiçi Kız'dan daha iyi bir kitap olabilir miydi? Olamazdı. 
ÇK Solo'ya gelecek olursak: Noah, kimseye haber vermeden turu yarıda bırak inzivaya çekiliyor. Kitabın başlangıcında ve belli bir yere kadar kimse Noah'tan haber alamıyor. Bu sırada da Penny, kafasını dağıtmak amaçlı Megan'ın yanına Londra'ya gidiyor. Onun okulunu görmek için falan. Ve burada yeni karakterlerimiz karşımıza çıkıyor. Callum ve Posey. Olaylar da buradan sonra gelişiyor.
Öncelikle bu kitapta tanıdığımız Callum'dan bahsetmek istiyorum. Kendisi -tahmin edersiniz ki- Penny'den çok hoşlanıyor. Kısa bir flört dönemi geçiriyorlar ve aslında kitabın çoğunluğu Penny'nin
Callum'la ilgili ne karar vereceği ile ilgili oluyor. Callum okuduğum anda çok sevdiğim bir karakter oldu. Penny'le ortak özellikleri olan bir karakterdi. O da fotoğrafçı ve Penny'le fotoğrafçılıkla ilgili konuşmaları falan benim çok hoşuma gitmişti. Ama yine de kitaba dahil olduğu ilk andan itibaren onun Penny için doğru kişi olmadığını bir anda anlıyorsunuz. (Noah gelince bunu çok çok daha iyi anladım.) Korkmayın bunu Penny'de anlıyor ve kitapta bariz bir aşk üçgeni gerçekleşmiyor.
Posey ise Penny'e çok benzettiğim bir karakter oldu. O da Megan'ın okulundan bir kız, oyuncu. Ama ağır bir sahne korkusuna sahip. Bu noktada da Penny devreye giriyor ve ona sahne korkusunu yenmesi için yardımcı olmaya çalışıyor.
Penny'e gelecek olursak. Benim küçük kızım. Onu gerçekten çok seviyorum. Eğer gerçek olsaydı çok iyi arkadaş olacağımıza bu kitapta biraz daha emin oldum. Çok naif, çok iyi ama eğer ona veya arkadaşlarına bir kötülük yapılırsa da sessiz kalmayan bir kız. Bu kitapta da ilk iki kitaptaki çizgisini asla bozmadı. İlk kitaba oranla büyüdüğünü hissedebildim açıkçası daha mantıklı düşünebiliyordu bence. Fotoğraf ve blog hala en büyük tutkusu. Bu kitaptaki Çevrimiçi Kız blog yazıları en harikasıydı. Hepsi çok ilham verici ve güzeldi. Ayrıca kitapta geçen ve bence bir insanın hayatı hakkında yapabileceği en güzel yakınmayı paylaşmak istiyorum. Okuduğumda çok gülmüştüm;
Neden ailesiyle üç odalı bir evde yaşayan ve hafta sonları Starbucks'ta çalışan sıradan insanları kendime çekemiyordum?


Elliot ise hala mükemmel. Eminim onunla da çok iyi arkadaş olurdum. Bilmiyorum sanırım bu kitabı karakterleri yüzünden çok seviyorum çünkü hepsi hayatıma dahil olsalar çok çok yakın arkadaş olacağım karakterler. Gerçekçi bir yanı var hepsinin.
Noah'la ilgili pek bir şey söylemek istemiyorum. Spoiler vermek istemem ve büyüsü bozulmasın okuyacaklar için.
Kitap genel anlamda çok güzeldi. Zoella'nın da ilk kitaba göre yazımının daha iyiye gittiğini düşünüyorum. Betimlemeler, Penny'nin blog yazıları, diyaloglar... Çok güzeldi. 
Kitapta Penny, ailesi ve Elliot'la birlikte İskoçya'ya gitti. Ah o kısımları büyülenerek okudum. İskoçya gitmeyi en çok istediğim ülkelerden birisi. Kitabın bir kısmının orada geçiyor olması bu kitabı beğenmemi sağlayan diğer bir ögeydi. 
Klasik bir Çevrimiçi Kız kitabıydı. İngiltere'de bir aşk ütopyası olarak düşünebilirsiniz. Diğer iki kitap için de söylediğim gibi günümüz peri masalı diyebilirsiniz. Okurken kendinizi iyi hissedebileceğiniz kitaplar. Ağır bir anlatımı yok, ağır bir konusu yok. Bu yüzden okurken sizi yormayacaktır. Reading slump'taysanız bence sizi bundan kurtarabilecek bir seri.
Eğer ilk iki kitabı okumadıysanız ya da yorumumu merak ederseniz; Çevrimiçi Kız için tıklayın. Çevrimiçi Kız Turnede için tıklayın. 
Benim Çevrimiçi Kız Solo için yorumum bu şekildeydi. Siz eğer okuduysanız benimle düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz. Başka bir yazıda görüşmek üzere!
Puanım: 5/5!

Share:
Read More
,

A'dan Z'ye Kitap Tag

Herkese yeniden merhaba! Bugün sorularını cevaplarken çok eğlendiğim bir tag postu paylaşıyorum. Umarım hoşunuza gider. Ama şöyle bir şey var, tagın soruları isimde söylediği gibi A'dan Z'ye kadar. Türkçeye çevirdiğimde bu bozulacağı için İngilizce halini yazdım; yine de parantez içinde çevirileri bulabilirsiniz!
***
Author you’ve read the most books from (Kitaplarını en çok okuduğun yazar?)
Tek bir yazara çok bağlı kalmadım şu ana kadar ama son zamanlarda blogda da gördüğünüz gibi Zweig'in kitaplarını okuyorum, Türkçe olan kitaplarının tamamını okumak gibi bir hedef koydum kendime. Ama kitaplığımda en çok kim var diye soracak olursanız bu J.K. Rowling olur. 

Best sequel ever (En iyi devam kitabı?)
Gayle Forman'ın Sen Gittiğinde'si hiç kuşkusuz. Eğer Yaşarsam'dan sonra çıtayı zirvelere çıkarmıştı ve Sen Gittiğinde bunu daha da yukarılara taşıdı diyebilirim. Eğer hala okumadıysanız mutlaka okumanızı öneririm.

Currently Reading (Şu anda okuduğun kitap?)
Şu anda Harry Potter ve Sırlar Odası'nı okuyorum.

Drink of choice while reading (Okurkenki içecek tercihin?)
Kahve.

E-reader or physical book (E-kitap mı fiziksel kitap mı?)
Kesinlikle fiziksel kitap.

Fictional character you probably would have actually dated in high school (Muhtemelen lisede sevgili olacağın kurgusal karakter?)
Elbette Sirius Black. Bu cevaplaması en kolay soruydu benim için. 

Glad you gave this book a chance (İyi ki şans vermişim dediğin kitap?)
Aynı Yıldızın Altında. İlk çıktığı zaman okumuştum ve hiç yorum okumadan aldığım nadir kitaplardandı. Bir süre önce dehşet bir şekilde popülerdi ve yazılan, konuşulan bazı şeyler kitabın bendeki yerini bozmuştu diyebilirim. Yine de iyi ki okudum dediğim kitaplardan. Aynı şekilde John Green'in Alaska'nın Peşinde ve Kağıttan Kentler kitapları da.

Hidden gem book (Gizli bir mücevher olan kitap.)
Bu sanırım en çok zorlayan soru oldu. Biraz farklı bir cevap olsun diye kitaplığımı inceledim. Tersyüz ve Merve Akıncı'nın Senli'si arasında kaldım. Tersyüz'ü blogda çok övdüğüm için Senli diyorum. Gerçek bir dramdı ve bitirdiğim an hıçkırıklara boğulmuştum. Eğer dram okumayı seviyorsanız Senli'ye mutlaka göz atın. Hem fazlasıyla da ince bir kitap.

Important moment in your reading life (Okuma yaşantın içinde en önemli an)
Bu soruya iki cevabım var.
Birinci cevabım blogumu açmam. Kitaplar hakkında konuşmayı çok seviyorum ama maalesef etrafımda her zaman aynı kitabı okuyup konuşabileceğim birisi olmuyor. Bu durumda da blog benim için adeta kurtarıcı oluyor. 
İkinci bir cevabım da Harry Potter'ı okumam olacak. Benim için gerçekten sihirli bir andı. Özellikle bazı 'önemli' anları okuduğumdaki şaşkınlığım, üzüntüm, mutluluğum her şey çok özeldi. Ayrıca Ravenclaw olduğumu öğrenmem de benim için önemliydi. Normal bir şeymiş gibi gelebilir ama Ravenclaw oluşum hayatımın her anında benim için büyük bir motivasyon oldu.

Just finished (Yeni bitirdiğim kitap.)
Stefan Zweig'in Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat kitabı.

Kinds of books you won't read (Okumayacağın tür kitaplar?)
Erotik kitapları hiç sevmiyorum. Çok satmak için yazılan kitaplar olduğunu ve çok fazla bir edebi değeri olmadığını düşünüyorum. 

Longest book you've read (Okuduğun en uzun kitap?)
Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı.

Major book hangover because of (En büyük kitap hangover'ını ne yüzünden yaşadın?)
Uyumsuz serisinin son kitabı olan Yandaş'ı bitirdikten sonra kendime gelemediğimi hatırlıyorum. Büyük bir şok ve üzüntü yaşamıştım. 

Number of bookcase you own (Sahip olduğun kitaplık sayısı?)
Şu anda 3 tane kitap rafım var.

One book you have read multiple times (Birden çok kez okuduğun kitap?)
Harry Potter ve Ölüm Yadigarları. Tüm seriyi baştan sonra okuduğum dönemlerin dışında tek başına okuduğum çok olmuştu.

Prefferred place to read (Okumak için tercih edeceğin mekan?)
Şu sıcak yaz günlerinde serin bir ortam yeterli.

Quote that inspires you/gives you all the feels from a book you've read (Okuduğun bir kitaptan seni en çok etkileyen/ilham veren alıntı?)
"Elbette kafanın içinde olup bitiyor, Harry, ama bu niçin gerçek olmadığı anlamına gelsin ki?" -Albus Dumbledore (Harry Potter ve Ölüm Yadigarları)

Reading regret (Okuma pişmanlığın?)
Hiçliğin Kıyısında. Büyük umutlarla başlayıp gerçekten nefret ederek elimden bırakmıştım. İkinci kitabı yazabilmek için yazılmış zorlama bir sondu. Ki sıkıntı sadece sonu değildi. Kitabın gelişme bölümü de bana göre gerçekten anlamsızdı.

Series you started and need to finish (all books are out in series) (Başladığın ve bitirmen gereken seri?)
Meleğin Düşüşü serisi. Umarım serinin adı budur tabii. İlk kitabını çıldırarak almıştım. Çok merak ediyordum ama bir türlü başlayamadım ve o sırada ilk günkü heyecanım söndü. Geçenlerde bir videoda gördüğüme kitaplığımda olduğu aklıma geldi. Sırlar Odası'nı bitirince başlamayı planlıyorum.

Three of your all-time favorite books (Üç tane favori kitabın.)
1. Harry Potter ve Ölüm Yadigarları
2. Tersyüz
3. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Unapologetic fangirl for 
Açıkçası bu soruyu çeviremedim. Bunu söylemek gerçekten çok utanç verici.

Very excited for this release more than all the others (Çıkması için en heyecanlı olduğun kitap?)
Kiera Cass'ın Veliaht Prenses'i ve Taç'ı. Özellikle Taç için, çok da istediğim gibi olmayacağını bildiğim halde çok heyecanlıydım. Sonuç büyük bir hüsran oldu. Veliaht Prenses yine de heyecanımı karşılayan bir kitaptı. Yine de ikisi de Beni Seç-Elit-Sonsuza Dek üçlemesi kadar güzel değildi.

Worst Bookish Habit (En kötü kitap alışkanlığın?)
Şöyle ki eğer kitap çok heyecanlı gidiyorsa ya da ben ne olacağıyla ilgili sabırsızsam paragraf atlayabiliyorum. Bu çok kötü bir özellik çünkü bazen paragraf atladıktan sonra okurken kafamda bir boşluk oluyor ve geriye dönüp atladığım kısmı tekrar okumak zorunda kalıyorum. Senelerdir olan bir alışkanlığım, gidermek için uğraşıyorum ama biraz zor gözüküyor.

X Marks the spot: start at the top left of your shelf and pick the 27th book (Kitaplığının sağından başla ve 27. kitabı al.)
All The Bright Places

ZZZ-snatcher book (last book that kept you up way late) (Uzun bir süre elinden bırakamadığın kitap?)
Bunu iyi ve kötü anlamda iki şekilde cevaplamak istiyorum.
Sonsuza Dek'i, ertesi gün okul olmasına rağmen gecenin köründe bitirmiştim. 
Bir de Zehir Ustası var ki, yaklaşık bir ay boyunca oyalanmıştım. Asla bitmemişti. Zaten bu kadar uzun sürede bitirip de sevmem mümkün olamazdı. Sevmediğim bir seriydi. Elimde ikinci kitabı olmasına rağmen okumadım.
***
Benim A'dan Z'ye Kitap tagım bu şekildeydi. Başka bir yazıda görüşmek üzere!

Share:
Read More
, , , ,

Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat / Stefan Zweig Kitap Yorumum

Zweig okursun ama kitaplığını hala Şirinler oyuncakları süsler :')
BİR KADININ YAŞAMINDAN YİRMİ DÖRT SAAT
Özgün Adı: Vierundzwanzig Stunden Aus Dem Leben Einer Frau
Yazar: Stefan Zweig
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 
Goodreads Puanı: 4.0
Sayfa Sayısı: 71
***
Herkese yeniden merhaba! Yeni bir Zweig kitabıyla karşınızdayım. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nda olduğu gibi, kitabın son sayfasını da bitirip hemen blog yazmak üzere bilgisayarımın başındayım. Bir Kadının Yaşamından 24 Saat'i bitireli hemen hemen on dakika falan olmuştur. Yine ince bir kitap, aslında tek oturuşta bitirebileceğim bir kitaptı ama kitabı biraz merak ederek okumak istedim açıkçası. Hafta başından beri (kitabı çarşamba günü bitirdim) her gün yaklaşık 10-15 sayfa okudum, bugün artık yeter diyerek kalan sayfaları da okuyarak kitabı bitirdim.
Kitapta -yine adı her şeyi anlatıyor aslında- bir kadının hayatının yirmi dört saatine konuk oluyoruz. Mrs. C, kitabın ana karakteri diyebileceğimiz, ilk beş altı sayfayı onun ağzından okuduğumuz karaktere anlatıyor bu yirmi dört saati. Tamamen dürüst olduğunu konuşmasının birçok yerinde vurguluyor ve bu hikayeyi ilk kez biriyle paylaştığını da söylüyor. Mrs. C'nin öyküsü beni deriden etkiledi. 
Mrs. C hikayesine başlamadan hemen önce ne tarz bir şey yaşadığını az çok tahmin etsem de hikayesinin sonları beni fazlasıyla şaşırttı. Zweig'in muhteşem anlatımı sayesinde Mrs. C'nin hissettiği her şeyi bütün hücrelerime kadar hissettim. 
Kitapları karşılaştırmayı hiç sevmiyorum ama okuduğum ilk Zweig kitabı olduğundan dolayı ve ikisi de bana bir kadının hayatını sunduğu için ister istemez kitapları kafamda karşılaştırdım. Bu karşılaştırmayı buraya aktarmazsam haksızlık etmiş olurdum. Söylemek istediğim şeye gelirsek, üzülerek söylemeliyim ki Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nda olduğu gibi bu kitap bütün hayatımı sarsmadı. Peki kitabı beğenmedim mi? Asla! Kitabı çok sevdim! Ama işte beni biraz daha sarsaydı unutamayacağım kitaplar arasına girebilirdi. Ama şimdi yine favorim olsa da bazı kitapların altında kalacak. 
Kitapla ilgili söylemek istediğim en önemli şey ve benim kitabı beğenmemi sağlayan en büyük etken şu oldu: Mrs. C'nin hikayesini anlatırken betimle yapması. Tam olarak bu şekilde ifade etmemeliydim belki ama eğer kitabı okuduysanız dediğimi anlayacağınızı umuyorum. Gördüğü şeyleri anlatırken ya da o gizemli adamdan bahsederken betimle yapmak için birden fazla şey kullanması, aynı şeyi farklı ve çok etkileyici şekilde anlatmasından bahsediyorum. 
Sonuç olarak Zweig beni yeniden kendisine hayran bıraktı. Sırada Amok Koşucusu var. Yazıyı bitirir bitirmez ona başlayacağım. Sanırım elimdeki en ince Zweig kitabı Amok Koşucusu. Umarım okuduğum diğer iki kitap gibi bunu da çok beğenirim.
Biliyorum çok uzun bir yazı olmadı ama eğer uzatmaya çalışırsam çok fazla kendini tekrar ederdi. Alt kısıma birkaç tane alıntı bırakıyorum. Yorumlarda benimle okuyup beğendiğiniz Zweig kitaplarını paylaşırsanız çok sevinirim. Amok Koşucusu dışında okumadığım bir tek Satranç var şu an. Hangilerini alacağımı çok bilmiyorum şu an, yani önerilere açığım :)
Başka bir yazıda görüşmek üzere!
Puanım: 4/5!
***
"Duyumlarını uyaracak ölçüde yakınlarında gerçekleşmeyen bir olaya ilgi göstermek pek içlerinden gelmez; ama aynı şey gözlerinin önünde, doğrudan duygularına dokunma mesafesinde gerçekleşirse, bu olay önemsiz bile olsa, hemen aşırı bir duyarlılık gösterirler."
***
"(...) ama hiçbir şey, yeryüzünde hiçbir şey çaresizliği, kendinden ümidi kesmişliği, daha hayattayken ölmüş olmayı bu hareketsizlik, şakır şakır yağan yağmurun altında bu durgun ve duygusuz duruş, ayağa kalkamayacak kadar korunacak bir dam altı bulmak için birkaç adım atamayacak kadar yorgun olmak, kendi varlığına karşı bu olağandışı ilgisizlik kadar sarsıcı bir şekilde ifade edemezdi. Hiçbir heykeltıraş, hiçbir şair, ne Michelangelo ne de Dante, son ümitsizliğin jestlerini, kendin sağanak halinde yağan yağmura teslim etmiş, kendini korumak için parmağını bile oynatmayacak kadar kayıtsız ve yorgun olan bu yaşayan insan kadar güzel hissetmemi sağlayamazdı."
***
"Bütün acılar korkaktır, yaşama karşı duyulan aşırı arzu karşısında acı geriler; çünkü yaşama arzusu, düşüncelerimizde var olan ölüm arzusunda çok daha güçlü şekilde bedenimizin her zerresinde mevcuttur."
***
Share:
Read More
, , , , ,

Cezayir Menekşesi + Çilek Mevsimi / Burcu Büyükyıldız Kitap Yorumum

CEZAYİR MENEKŞESİ & ÇİLEK MEVSİMİ

Kitabın Adı: Cezayir Menekşesi
Yazar: Burcu Büyükyıldız
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Sayfa Sayısı: 524
Arka Kapak Yazısı:  
Kuzey Doğan, gri gözleri ve sert duruşuyla kadınları fethedip, mesleğinde fırtınalar estiren, hırslı ve korkusuz bir avukattı. Kalbini ısıtmayı hiç kimse başaramasa da, karanlık bir gecede gördüğü ışıltılı bakışlar soğuk duvarlarının ardında bir yangın başlatmıştı. Güzelliği ve zekâsıyla herkesi kendine hayran bırakan Selin Soydan, âşık olduğu adamı baştan çıkarabilmek için yaptığı planların işe yarayacağını sanıyordu. Derinlerinde ne sakladığını bilmediği bir buz dağına çarptığında, korumaya çalıştığı iradesi de paramparça olmuştu.Tutkunun ateşi ikisini de kavururken, Kuzey sahip olduğu kararlılığı ellerinde tutabilecek miydi? Tehlikelerle örülü geçmiş aralarına sızdığında, tutsak edilmiş duygular zincirlerinden kurtulup özgür kalabilecek miydi?
***
Kitabın Adı: Çilek Mevsimi
Yazar: Burcu Büyükyıldız
Yayınevi: Ephesus Yayınları 
Sayfa Sayısı: 510
Arka Kapak Yazısı:
Yağız İlhanlı, hayatının kontrolünü elinde tutmayı seven güçlü ve gizemli bir adamdı. Ateş hattından farksız yaşamını ardında bıraktığını düşünse de, yabancı olduğu aşktan alevler bir adım uzağındaydı. Büyüleyici bir güzel tesadüfen hayatına girdiğinde ise, aralarındaki tutkulu çekime direnmek kolay olmamıştı.Güzelliği, neşesi ve masumiyetiyle etrafındaki her erkeği büyüleyen Mira Aras, mutlu ve kusursuz bir hayat yaşıyordu. Bir bahar günü tanıştığı karizmatik yabancıyla ezberi bozulmuş, pervasızca peşinden gittiği aşk nefes alma sebebi olmuştu. Kaçınılmaz duygular onları kuşatırken, Yağız aşkı imkânsızlığın içinde bulacaktı. Geçmişin gölgeleri mutlu olmalarına izin vermeyecek, ikisi de hoyrat bir ayrılığa esir olacaklardı. Karanlığa saklanmış sırlar aydınlandığında, bir daha gitmemek üzere geri dönen Yağız, terk ettiği kızı aynı bulabilecek miydi? Mira, özlem dolu kalbini özgür bırakabilecek, bir kez daha aşka teslim olabilecek miydi?

***
Herkese yeniden merhaba! Bugün bana göre wattpad'in en başarılı yazarlarından birinin iki kitabının yorumunu sizlerle paylaşacağım. Öncelikle Cezayir Menekşesi ile başlamak istiyorum çünkü ilk olarak onu okudum.
Cezayir Menekşesi'nde, Selin ve Kuzey'in hikayesini okuyoruz. Kuzey yeni evinin dekorasyonu için iç mimar olan Selin'i işe alıyor ve tanışmaları bu şekilde başlıyor. En azından Kuzey'in gözünde tanışma bu şekilde. Ama Selin zaten bu işi alabilmek için planlar yapmış durumda. Selin ve Kuzey bir araya geliyor ve bundan sonrası biraz klişelerle, biraz cinsellikle, biraz da gerçekten özgün bir kurguyla devam ediyor.
Konuyla ilgili söyleyebileceğim çok fazla bir şey yok aslında. Klasik aşk romanı demek istemiyorum ama öyle yani. Belli bir yerden sonra kurgu özgün bir hal alıyor evet ama Selin ve Kuzey ilişkisinin başlama kısmı, ilerleyişi ve aradaki o çok anlamsız ve gereksiz bulduğum ayrılık kısımları klişeydi. Kitabın yarıdan fazlası Selin ve Kuzey'in ilişkisini kurmakla geçmişken kalan kısımda az önce bahsettiğim kitabın özgün olan ve beni ters köşeye yatıran kısmı bana göre az bir sürede işlendi. İlişkilerinin başlangıç evresinden birkaç sahne çıkartılıp, bu özgün kısma ekleme yapılabilir, o kurgu biraz daha uzun işlenebilirdi bence. Ve kitap bu şekilde daha başarılı olabilirdi. Kısa da olsa o kısımları okumak fazlasıyla hoşuma gitmişti çünkü.
Kitabın anlatımı gerçekten çok güzel. Zaten Burcu Büyükyıldız'ın kitaplarını okutan da üslubu. Yoksa üç kitabını birden okuyacağımı sanmıyordum -nedenlerimi bir sonraki paragrafta anlatıyorum, merak etmeyin :) - Betimlemeye doyacağınız, karakter gelişimini görebileceğiniz kitaplar bunlar. 'kötü çocuk&saf kız' kurgularından geçilmeyen kitapçıların Türk yazar kısımlarında Burcu Büyükyıldız'ın kitaplarının diğerlerinden biraz daha farklı olduğunu unutmamanızı öneririm.
Burcu Büyükyıldız bildiğiniz üzere başlarda hikayelerini wattpad'de paylaşan bir yazardı. O zamanlarda severek okuyordum hikayelerini ve gerçekten wattpad'de yazılan çoğu şeyden binlerce kat daha güzeldi. Yazım hatası en az olan hikayeler hep onlardı ve anlatım açısından da çok iyilerdi. Senaryo gibi hikayeler okumuyordum en azından. Şu ana kadar üç tane kitabını okudum ve kendini tekrarlayan çok fazla şey var. Mesela erkek karakterler benim gözümde hep aynı. Belki Sarp (Bir Günah Gibi) diğerlerine göre daha körü körüne aşıktı ya da Kuzey diğerlerine göre daha duygusuzdu en başlarda ya da Yağız (Çilek Mevsimi) daha fedakar. Ama biraz dikkatli baktığınızda hepsinin benzer noktaları daha fazla. Hepsi dediğim dedik erkekler bana göre. Evet çok aşıklar belki ama kısıtlayıcı özellikleri yok da değil ve bu çok rahatsız edici. Durum böyle olunca da açıkçası Burcu Büyükyıldız romanı okuyasım gelmiyordu ama işte dedim ya anlatım gerçekten benim çok sevdiğim tarzda ve üzgünüm ama arada klişeye kaçan aşk romanları okumak 'guilty pleasure' gibi bir şey benim için. Zaten okumak istediklerimin hepsini okudum. Şu an basılı olup da okumadığım Aşk Her Şeyi Affeder Mi kaldı, onu da eğer okuma listemde hiç kitap kalmazsa ya da çerez bir şeyler okumak istersem okurum büyük ihtimalle.
Çilek Mevsimi'ne gelecek olursak. Burada da bizi Mira ve Yağız bekliyor. Konu şu şekilde, Mira bir kafe sahibi ve Yağız bir gün bu kafeye geliyor. Haliyle Mira'dan etkileniyor ve tanışmaları bu şekilde başlıyor. Sonrasında evleniyorlar ve Yağız bir anda Mira'yı terk ediyor. Mira daha bunun acısını atlatamamışken hamile olduğunu öğreniyor. Aradan biraz zaman geçiyor ve Yağız geri dönüp Mira'yı geri kazanmaya çalışıyor falan. Konu bu şekilde.
Çilek Mevsimi'nin ilk halini wattpad'de okumuştum. Yani kurguyu ve genel anlamda neler olacağını biliyordum. Ama basılı halinde değişiklikler olduğunu hele yeni baskı olan Ephesus'ta değişikliklerin fazla olduğunu duyduğum için sırf meraktan alıp okudum. En baştan söyleyeyim çok beğenmedim. Cezayir Menekşesi benim daha çok hoşuma gitmişti.
Kitap yine -klasik olarak- anlatım açısından başarılıydı. Ama karakterler beni pek tatmin etmedi. Şimdi eğer Mira, Yağız'a bu kadar sinirliyse, ki sinirli olamakta sonuna kadar haklı -seneler evvel özgürlüğü için Mira'da ayrıldığını söylemişti Yağız- her şeyi tam olarak bilmeden ve Yağız'ın anlattıkları onu tam olarak tatmin etmeden ona evet dememeliydi; ne kadar aşık olursa olsun. Yağız'ın ilk başta anlattıkları beni tam olarak tatmin etmediği için böyle düşünüyor da olabilirim tabii ama yine de bence Mira da tam olarak tatmin olmamıştı.
Çilek Mevsimi hakkında söylenecek çok fazla bir şey yok. Karakterleri davranışları açısından beğenmedim, yine anlatım bu kadar başarılı olmasa okumayacağım bir kurguydu.
Sonuç olarak Burcu Büyükyıldız başarılı bulduğum bir yazar ama karakterler üzerine bence biraz daha çalışmalı ve artık aynı aileden çıkıp farklı bir şeyler yazmalı. Anlatımının harikalığını sanırım yüzüncü kez söylüyorum.
Eminim ki sizlerde benim gibi arada klişe bir şeyler okumak istiyorsunuz çünkü klişenin anlamsız bir büyüsü var. Böyle durumlarda bu romanları incelemenizi öneririm çünkü klişe okuyorken de kaliteli bir şeyler okumak bence hakkımız.
Siz hangi Burcu Büyükyıldız kitaplarını okudunuz, hangilerini sevdiniz, okuma listelerinizde bu kitaplardan hangileri var? Yorumlarda benimle paylaşırsanız çok sevinirim.
Başka bir yazıda görüşmek üzere!
Cezayir Menekşesi puanım: 4/5!
Çilek Mevsimi puanım: 2/5!



Share:
Read More

Mösyö Taha ile Büyücü Kitap Kulübü Kuruyoruz


Herkese yeniden merhaba! Bugün belki twitter'dan belki youtube'dan tanıdığınız benim de videolarını izlemekten büyük keyif duyduğum birisinin mükemmel fikrini sizlerle paylaşacağım!
Mösyö Taha, Harry Potter serisini yeniden okumak ya da ilk defa okuyacak olanlar için çok güzel bir toplu okuma etkinliği başlatıyor. Her yaz Harry Potter'ı yeni baştan okumayı kendime görev edinmişken ve bu seneki baştan okumama henüz başlamamışken böyle bir etkinliğin oluşturulması çok iyi oldu doğrusu.
Eğer siz de Harry Potter'ı henüz okumadıysanız ve yakın gelecekte okumak istiyorsanız ya da tekrar okuma planları yapıyorsanız bu etkinlik tam size göre! Detayları ve etkinlik sırasında Mösyö Taha'nın yapmayı planladıklarını öğrenmek için aşağıya bırakacağım linkteki videosunu izlemeyi unutmayın!
Etkinlik temmuz ayında ilk kitap Felsefe Taşı ile başlıyor!
Hogwarts'a dönmeye hazır mısınız?
Share:
Read More