, ,

Sonsuza Dek / Kiera Cass #3

SONSUZA DEK
Özgün Adı: The One
Yazar: Kiera Cass
Yayınevi: DEX
GoodReads Puanı: 4.21
Sayfa Sayısı: 287
Arka Kapak Yazısı;
"Seçim, America'nın hayatını tamamıyla değiştirmişti. Illéa'nın prensesi olmak için yarışmaya katıldığından beri, ilk aşkı Aspen'e hissettikleri ve Prens Maxon'a karşı gün geçtikçe artan ilgisi arasında kalmıştı.
Şimdi America için gerçekten de karar verme zamanı.
Savunduğu doğrular içim mücadele zamanı.
İstediği gelecek için savaşma zamanı.
Sonsuza dek seveceği erkeği seçme zamanı."
***
Herkese yeniden merhaba! Okumamak için yalnızca birkaç gün direnebildiğim, başladığım anda elimden bırakamayıp dört saat gibi bir sürede bitirdiğim Sonsuza Dek yorumumu sizlerle paylaşacağım!
Sonsuza Dek'i İstanbul gezimizde almıştım ve orada okumayıp eve dönene kadar bekletmiştim. Eve döndüğümüzde de kitap sınavımız için Dede Korkut Hikayeleri'ni okumaya başladığım için Sonsuza Dek biraz daha gecikmek zorunda kaldı. Ama kitap sınavını atlattığım gece dayanamayıp okumaya başladım. Aslında, serinin bitmesini istemediğim için biraz daha bekleyecektim ancak merakım biraz daha üstün çıktı. Sonsuza Dek'i, tıpkı serinin diğer kitapları gibi, elinizden bırakamıyorsunuz. Daha sonra tıpkı benim gibi kitabı dört saatte bitirip 'Niye bu kadar hızlı okudum ki?' diyerek kendinize kızıyor ve tekrar okumaya başlıyorsunuz.
Elit'in sonunda America'yı kendini biraz daha toparlamış bir biçimde bırakmıştık. Yani, kimi seçeceği, kim için savaşacağı konusunda biraz daha net düşünebiliyordu. Sonsuza Dek'in, Elit'teki bütün o kafa karışıklıklarını içermediğini söyleyebilirim. En azından Elit'teki kadar, okuyucuyu sinir edecek kadar yok.
America, Sonsuza Dek'te daha akıllı düşünüyor. Prenses olma yolunda diğer kızlarla beraber yaptıkları etkinliklerde daha doğru ve daha az isyankar davranıyor. Ama yine de Kralı sinir ediyor mu? Kesinlikle ediyor!
Sonsuza Dek, diğer kızları tanımamız, onları daha çok sevmemizi sağlıyor. Celeste bile sempatimi kazanabiliyor. Aslında sadece sempatimi kazanmıyor, kitabın sonunda kendimi 'Celeste'i ne kadar çok seviyormuşum?' derken buluyorum.
Kitabın sonunda hiçbir soru işareti kalmıyor. Her şey çözülüyor, çoğu kişinin hikayesini öğrenmiş oluyoruz. Ayrıca Asiler hakkında bir sürü şey öğreniyoruz. Özellikle Kuzeyli Asiler hakkında çok fazla şaşırtıcı şeyler öğreniyoruz ki kitabın en çok şaşırtan ikinci olayı buydu diyebilirim! İlki ise kitabın sonlarına doğru gerçekleşiyor.
Maxon ve America arasında çok tatlı anlar yaşanıyor! Maxon, diğer iki kitapta olduğu gibi yine ve yine America'ya çok harika şeyler söylüyor. Şahsen ben, Maxon'ın adının geçtiği her sayfada çığlıklar atmamak için kendimi zor tuttum. Kitaplardaki çoğu erkek karakteri çok sevsem de Maxon Schreave'in yeri bende her zaman ayrı olacak!
Aspen ise... Bu kitapta, Elit'teki kadar fazla yeri yok Aspen'ın. Sadece kitabın sonlarına doğru onunla ilgili şok olduğum bir gelişme oluyor ki o olayın etkisini hala üzerimden atabilmiş değilim. 
Beni Seç serisi, okuduğum seriler arasında en iyi finallerden birini veriyor. Benim açımdan özellikle son sayfalar mükemmeldi diyebilirim. Ancak beni üzen tek şey kitabın sonunda şu klasik epilog bölümlerinden olmamasıydı. Birkaç yıl sonrasını okumayı çok fazla isterdim. Ancak yine de Mayıs ayının 5inde çıkacak The Heir kitabı mutluluk kaynağım! 
Sonuç olarak, seriyi okumanızı şiddetle öneririm. Distopya ve peri masalının karışımı olan bu seri bana göre okunması gereken serilerden biri. Umarım seriyi okur ve beğenirsiniz!
Puanım: 5/5 (Harikaydı!)
Share:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder