, , , , , ,

Kanatlar ve Küller Sarayı / Sarah J. Maas Kitap Yorumum

KANATLAR VE KÜLLER SARAYI

Özgün Adı: A Court of Wings and Ruin
Yazar: Sarah J. Maas
Yayınevi: DEX Yayınları
Goodreads Puanı: 4.53
Sayfa Sayısı: 461
***
Herkese yeniden merhaba! Ağustos'tan beri süren bekleyişim sona erdi ve sonunda ACOWAR'ı okuyabildim. Kitap çıktığı gün elime ulaştı ve hemen okuyamaya başladım. Nasıl başlamam? Ağustos'tan beri beklentim gün geçtikçe artıyordu ve kitap oldukça kalın. Ama bunda kağıt kalitesinin diğer iki kitaptan daha iyi olmasının da etkisi olduğunu düşnüyorum. Yani sevinebilirsiniz, o herkesin nefret ettiği arka sayfayı gösteren ince kağıt, ACOWAR'da yok!
Acowar, tam da bıraktığımız yerden başlıyor. Feyre, Bahar Sarayı'nda ve içinde büyük bir intikam isteği var. Kitap bu kurgudan gelişiyor ve öyle farklı yönlere gidiyor ki bazılarını tahmin ediyor bazılarında da şaşkınca okumaya devam ediyorsunuz. Elbette Feyre, belli bir süre sonra yeniden Gece Sarayı'na, Velaris'e dönüyor. Kitabın Feyre'nin evine dönüşüyle yükselişe geçtiğini eminim tahmin edersiniz. 
Bu seri Sarah J. Maas'tan okuduğum ilk seriydi ve kalemine aşık olduğumu bir kez daha söylemek istiyorum. Yalnızca kalemine değil, karakterleri yazışına bayıldım. Karakterlerin harika bir derinliği var. Ana karakterlerimizin kişiliğini ikinci kitapta çok güzel bir şekilde işlediği için son kitapta kimse için 'bunu neden yaptı?' demiyorsunuz. Herkesin nedenlerini anlıyor ve bir şekilde hak veriyorsunuz. Tamlin hariç. 
Feyre ve Rhysand hala mükemmel bir çift. Onlar için ne söyleyebilirim bilmiyorum. Bence aralarındaki şey eşlik bağının daha ötesindeydi. Ama bu kitapta onların ışığını çalan başka bir çift vardı: Nesta ve Cassian. İkisi hakkında o kadar çok şey okumak istiyorum ki. Özellikle bu kitapta bazı sahneleri Feyre'nin değil, ikisinden birinin gözünden okumayı çok isterdim. Şu an ikisi en sevdiğim çift denebilir. Aralarındaki atışmalar, birbirlerini korumaları, Savaş sırasında Nesta'nın Cassian için bağırması ve onun hayatını kurtarması... Onların geçtiği her sahneye sanırım post it koydum. Umarım ilerleyen kitaplarda bu çiftle ilgili bir sürü şey okuma fırsatımız olur. Şunu söylemeliyim ki bence bu kitabın sürpriz karakteri Nesta'ydı. Gücüyle ilgili olan sürprizlerden bahsetmiyorum. Karakter gelişimi bence çok yerinde ve şaşırtıcıydı. Nesta ve Feyre'nin arasının neredeyse düzelmiş olması da çok güzel bir detaydı. 
Acowar bir final kitabından ümit edebileceğiniz her şeyi size veriyor. Gülüyorsunuz, üzülüyorsunuz, karakterler için korkuyorsunuz. Ve son sayfayı çevirdiğinizde bir süre şaşkınca duvara bakıyorsunuz. Şimdi ne yapacağım dercesine. Bu serinin güzel yanı bu işte. Her şeyi karakterlerle birlikte yaşıyormuş gibi hissedebiliyorsunuz. Bu sayede de kitabı okumak kolaylaşıyor.
Acowar için benim puanım tahmin edersiniz ki 5 üzerinden 5. Ama hala daha seri için favori kitabım Acomaf. Çıkacak olan yeni kitapların bunu değiştirebileceğinden şüpheliyim. 
Yazının bundan sonrası spoiler içeriyor. Lütfen kitabı okumadıysanız aşağıya doğru inmeyin. Seride bir sürü sürpriz olay vardı. Hiçbirinin bozulmasını istemezsiniz.
***SPOILER***
İlk olarak bütün savaş sahnelerinden bahsetmek istiyorum. Sanırım savaş sahnelerinin çoğunda ağladım. Karakterlerin hepsinin ölme ihtimalinin aşırı yüksek oluşu o kadar üzücüydü ki. Ama Feyre! Sanırım Feyre'yi bütün seri boyunca en çok sevdiğim an belki de son gecelerinde Rhysand'ı bırakıp Oymacı için Ouroboros'a bakmaya gitmesiydi. Ve sonrasında savaş alanında Oymacı, Dokumacı ve Bryaxis'ın ortaya çıkması! Ama sanırım savaşın asıl sürprizi Baba Archeron'un ortaya çıkması ve savaşın seyrine etki edecek bir hamle yapması oldu. Miryam ve Drakon'un önemli bir rol oynayacağını sanırım herkes tahmin ediyordu. Ama ben hep Gece Sarayı'nın onları bulacaklarını düşünmüştüm. Yine de böyle pat diye ortaya çıkmaları daha iyi oldu.
Yüce Lordlara gelecek olursak: Neyse ki hepsiyle tanıştık. Beron'dan ölesiye nefret ettim. Eris'ten de aynı şekilde. Azriel'in ona haddini bildirmesi kitapta beni en çok sevindiren şeylerden biri oldu. Tarquin hala Rhysand'den sonraki favori Yüce Lordum. Savaş için doğru kararı vereceğini biliyordum. Diğer Yüce Lordlar hakkında nötr bir durumdayım aslında. Hellion ve Lucien konusu bayağı şaşırttı, bunun öteki kitaplarda çözüleceğinden  eminim. Çünkü Feyre'den bahsediyoruz asla böyle bir şey bilirken susup kalmaz.
Ve sanırım okuyan herkes için büyük bir yıkım olan olay: Rhysand'in ölmesi! Bunun spoilerını almıştım ve o yüzden olması gerektiği kadar ağlayamadım. Benim için şaşırtıcı olan Feyre'nin Tamlin'den yardım istedikten sonra Tamlin'in yardımı kabul edip 'Mutlu ol, Feyre' demesiydi. Çünkü ilk kitapta da o aynı şekilde Amarantha'ya Feyre'yi kurtarması için yalvarmıştı. Güzel bir gönderme olmuş denebilir.
***SPOILER***
Sonuç olarak, kitaba bayıldım. Bu seri sanırım en sevdiğim seri oldu. İleriki kitapları sabırsızlıkla bekliyorum. A Court of Frost and Starligt Mayıs 2018'de çıkıyor. Bu sefer çeviriyi beklemeden ingilizce olarak almayı planlıyorum çünkü dayanamam.
Okuduğunuz için teşekkür ederim. Başka bir yazıda görüşmek üzere!
Puanım: 5/5!


Share:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder